Bilgi

Ali BABAYİĞİT İle Cemo Oyunu Söyleşisi

Cemo Oyunu Şadı yani Çatalağaç Köyü’ne özgü bir oyundur. Çünkü oyunu Harşit vadisi dışında pek oynayan ve bilen de yoktur. Oyunu çıkaranlardan yani icat edenlerden cemo oyunu ile ilgili Ali Babayiğit in anlatımları şöyledir.

.....................

Rahmetli Hacı Mehmet askerde öğrendiği Cemo'yu askerlik dönüşü, köyde çalışırken söylerdi. Beraber çalıştığımız zamanlarda da birlikte söylerdik. Başka söylediğimiz türkülerde vardı tabiki. Ama askerlik dönüşü belli zaman askerlik türkülerini söyler askerlik anılarımızı anlatırdık. Aşağı yukarı aynı emsaliz. Askerlik türküleri dışında söylediğimiz türküler Karadeniz atma türküleriydi, şimdiki gibi radyo, televizyon, gazete ve okul yoktu. Hep bildiğimiz uzun türküler askerlikde öğrendiğimiz türkülerdi. İşte rahmetli Hacı Mehmet te askerde oy camo vay cemo Cemile türküsünü öğrenmiş gelmişti. Şimdi o türküyü herkes değişik şekillere aldı söylüyor sadece Cemo adı kaldı.

Aklımda kaldığı kadarı ile;

Entarisi Musul dan 

Gel usul dan usul dan 

Öptüm yanaklarından

Sudan gelürken sudan

Ay cemo vay cemo cemile

Cemile kimin kızı?

Topçu Mehmet'in kızı

Ay cemo vay cemo cemile

Cemo gele sende gel

Bahçeyi dolanda gel

Eğer anan vermezse

Pencereden kaçta gel

Oy cemo vay cemo cemile

Cemile kimin kızı

Topçu Mehmet’in kızı

Gözleri dolu dolu 

Yanakları kırmızı

Oy cemo vay cemo cemile 

Cemile kimin kızı?

Topçu Mehmet in kızı

Ay cemo vay cemo cemile.

Diye devam ederdi. Şimdiki gibi oyun bir türkünün tekrara tekrar söylenmesi ile oynanmazdı. Sade tekrar bölümleri nakarat tekrarlanırdı.

.....................

Topçu Mehmet'in, Cemo ile Cemile’nin de kim veya kimler olduğunu hiç sormadım onu bilmiyorum sadece askerde öğrendiği bir türkü idi oyunu falan da yoktu. Bu türkünün çok daha devamı var ama hepsini şuan hatırlayamıyorum. O zamanlar Cemo diye oyun yoktu. Hacı Mehmet ile marangozluk yapardık, iyi anlaşırdık. Beraber çalışırken bende öğrendim. O türküyü söyler, rahmetli Mahmutoğu Mustafa da yeni yeni kemençe çalmaya başlamıştı. Bizim türkümüze göre kemençe çalardı ve bizde oynardık, böylece rahmetli Hacı Mehmet ben ve rahmetli Mugayitoğlu Mustafa beraber bir oyun ortaya çıkmış olduk. Biz oynadıkça buna Kürt oyunu da demeye başladılar. Bir yerde görmedik ikimiz el ele oynadık Mugayitoğlu Mustafa da çaldı, başka bilmiyorum.

.....................

Düğünlerde biz ikimiz oynardık herkes oynayamıyordu. Bir de Mahmutoğundan başka çalanda yoktu. Bide del locan diye oyunumuz vardı ama oda zordu millet onu zor olunca onu tutmadı. Cemo'da kolumuza girenleri kendimize ayak uydurması ve oyunu öğrenmesi için oyuna alıyorduk. Kimse bilmeyince oynayan olmuyordu. Düğün harmanı bize kalırdı bizde delikanlılık var ya heç sorma öyle zevkle oynardık. Tuhum, ot kazma, odun imecilerinde çalar oynardı millet işde böylelikle herkes çok zaman geçmedi öğrendi.

.....................

Koltuk oyununu da bizim köyün köyde geceleri mısır talaşı soyma imecileri ve öncesi tohum kazma imecelerinin akşamında tarlanın başında oynadıkları oyun diye anlatırlardı. Talaş soyup bitirilince gecenin ardından oynanan ve tohumu kazıp tarlanın başına çıkar kazmaları birbirine takar kazma çekme oyunu oynarlar, sonunda da da güzel bir horopsin oynar dağılırlardı. Bir de imecelerde delikanlılar genç kızlara söyleyemediğini horonda türkü ile söylerdi derlerdi. Hasat zamanında mısır yani darı talaşı soyma imecelerinde geceleri iş sonunda oynanan oyundu. Eskiden adı horopsin idi şimdi koltuk oyunu oldu. Rahmetli Mugayitoğlu Mustafa ve çaylama çalardı diğer yöreler bilmezdi. 

Hey ettim koyunuma da aman aman gel gel

Alan yayarım alan alan yayarım alan

Yarim burdan geçtimi de yıkılası depelan.

Oyunlarda bir araya gelip konuşulamayan, kimi zaman bir sevgiliye kimi zaman bir yavukluya dağaya yağmura atfen sevgilinin adı anılırdı. Bu kimi zaman kaybedilmiş bir sevgili kimi zaman bir yakınınızda olabilirdi. Sesim güzeldi. Bana dafetlerde mevlit, cenazelerde sala, düğünlerde yol havalarına türküler söyletirlerdi. Aslında en güzel yol havalarını rahmetli Doma Şaban söylerdi hele o çamur alanı başına döşemeye aşağı söylediği türkülere atılan mermileri unutmak mümkün değil.

Yüksek dağın başın da da aman aman gel gel

Garmısın boran mısın da Garmısın boran mısın?

Alacağım kız seni de on yedide var mısın?

on yedide var mısın?

Bu türküler oyunlarda söylenen türkülerdi.

.....................

Gece talaş soymanın sonunda ve ot kazmanın sonunda karşılıklı oy Fadimem oyununu da oynarlardı ama onu günümüzde oynayan kalmadı. Kimi karşılama diyor, kimi kolbastı kimide bel kırması diyor. Doğrusunu ne çalan kaldı ne söyleyen nede oynayan kaldı.

.....................

Rahmetli Guşgöz'e Muallim Ali Rıza hoca kemençeyi bıraktırdı derlerdi. Rahmetli Guşgöz bizim çocukluğumuzda Dik horon, Horopsin, karşılama, Soğuksu başı, Köroğ, Çaytaklı ve birde Fadimem oyunu vardı bunların hepsini güzel çalardı.

Mugayitoğlu da öğrenmişti bunların hepsini iyi çalardı. Tabi Guşgözden ders almıştır onu bilmiyorum ama horopsini daha da güzel çalar ve söylerdi. Bunlara birde Cemo eklenmiş oldu. Çaylama biraz daha farklı çalardı horopsini.

.....................

Dikkat edilirse bizim köyün oynadığı oyunlar Harşit civarından başka yerlerde oynanmıyor. Hiç bir köyde bizim köy gibi oynayamıyor oyunları. Şimdiki sanatçılar çalıp türküsünü söylediği oyunu oynamayı bile bilmiyorlar. Ama kültürümüzü yaşatıyorlar. Az çok gene bizim köyden çıkan kemen çeçiler hem çalıp hem oynuyorlar.

.....................

Çataklıyı da bizim köylülerin çıkardığını söylerlerdi eskiden Çataklı denmezdi Çaytaklı denirdi. Köyde Çaytaklılar vamış derin derede imişler, Ahmet Alilerin anası Çaytaklı kızı imiş. Bir kısmı daha sonra köyden göçtü derlerdi.

.....................

Nereye gittiklerini bilmiyorun bunların kendi aile oyunu olduğunu söylerlerdi. Köy benimsemiş ve çevreye yaymış buna üçayak oyunuda denirdi. Günümüzde bizim köyden başka hiçbir yerde oynanmıyor. Onu da genel olarak eskiler bizim gibi yaşlılar oynuyor. Yeni öğrenen geç ve orta yaşlı insanlarımız var, bu kültürümüzü yaşatıyorlar sağ olsunlar.

.....................

Biz Cemo ya dönelim yine. Tabi kimse Cemo bilmediğinden oynayamayınca meydan bize kalıyordu. Gittiğimiz köy düğünleri ile çevre köylerin düğünlerde bizim Cemo oynanamamızı istiyorlardı biz de oynuyorduk. Törnük, Kanyaş, Doymuş derken oyun herkes tarafından oynanmamaya başlandı ama oyunu çıkaran Hacı Mehmet, Mugayitoğlu Mustafa ve bendim. İki side rahmetli oldu Allah rahmet etsin. Şimdi televizyonlarda görüyoruz dernekler vasıtası ile gurbette bir araya çeşitli vesile ile gelebilenlerin ortak oyunu olmuş olsada oyun üçümüze ve bizim köye aittir. İlk çalansa türkülerimize göre Mahmutoğu Mustafa idi. Şimdiki mehtarlar eskiler gibi çalamıyor, oynayanlarda bizim köylülerin yani bizlerin oynadığı gibi oynayamıyor Sadece sallanıyorlar. Cemo on bir değişiği biraz sert oynanıda var, onu çalanda yok bilen ve oynayanda yok. Del locan gibi oda unutuldu gidiyor tarih oluyor.

.....................

Şimdi bakıyorum da herkes her yerde bir şeyleri sahiplenmenin peşine düşmüş, tabiî ki onlarda bilmiyorlardır. Bilseler falancı köyün oyunu derler diye düşünüyorum. Bizim köy de herkes her oyunu öğrenip oynardı. Çevre köyler Şadı'nın otgöçünü beklerdi sanki. Bizler oynarken ot göçlerinde Güvende'de Cırıtmaydanına yığılan diğer köyler Şadu'yu izlemeye geliyorlar, ardından gelip bizimle oyun oynamaktan zevk alıyorlardı. Şimdi bakıyorsun dik horan oynuyorlar alaşağı sı yok, bir ileri bir geri olmuş oyun yok, eskiden alaşağı bilmeyenler öğrenmeden oyuna giremezlerdi. Öğrenmek içinse gece düğünlerinde mereklerde oynan oyunlarda oynarlardı. Gece garambole giderdi ve ancak öylece öğrenebiliyorlardı.

.....................

Şimdiki gibi kadın erkek el ele oyunlar oynanmaz kadınlar ayrı erkekler ayrı oynanırdı. Kadınlara çalan mehtar ayrı erkeklere çalan mehtar ayrı idi. Yani bir düğünde iki mehter olurdu. Şimdi bakıyorsun mehtara gerek yok ortada görünsün yeter millet bir tempo tuturup gidiyor. Oyunlar tektip olmuş bir ileri bir geri alınmaya darılmaya gerek yok maalesef gerçek bu.

.....................

Çevrede oynanan oyunlarda mutlaka etkileşim olmuştur bu da doğaldır. Dikkat edilirse Şadı, Törnük, Tonya ve Ağasar’ın dik horan oyunları birbirine benzerler. Onlarda da alaşağı bizim gibidir. törnük horopsini yani koltuk oynunu bizim gibi oynar bunda çaylamanın koltuk oynunu çalıyor olmasının önemide vardır. Bakıyorum şimdi hele Horopsin'in alaşağısını yapan hiç yok. Şimdiki oyunların oynanış şekilleri eskilerle alakalı değil. Horanın bir ucundan öbür ucuna ayaklar, eller ve omuzlar bir hareket ederdi.

.....................

Bir seferinde otgöçünde kimler etti ise bizim köyü şikâyet etmişler, eskiden Güvende ye Harşit müfrezesi bakardı. Harşit'tan başçavuş Güvende ye girerken Cirit meydanında yolumuzu kesti, O zamanlar Güvende ye Harşit müfrezesi bakardı. O zamanlar da bizler de askerden yeni gelmiştik, tek namlulu ve çif namlulu barut tabancalarımız vardı. Düğünlerde ve ot göçlerinde köylü para toplar diremit alır bir kişiyi görevlendirir ve o diremitin nerelerde atılacağını bilir ve oralarda atardı. Cımıtoğun kolu düğünde dinamit elinde patladığından koptu. Neyse biz ot göçüne ve şikâyete dönelin o gün diremit, tek ve çift namlulu barut tabancası ve çok az olan Karadeniz yapısı tabancalarla atarak cırıt meydanından önümüzü kesen müfrezenin arasından silahlar eşliğinde hey çekerek geçip güvende ye girdik. Baş çavuşunda hoşuna getti herhalde oda artın uşaklar atın, tozu dumana katın bu eğlence sizin hakkınız diyerek bizimle o gün akşama kadar eğledi.

.....................

İşte Hepinizin askerde öğrendiği mutlaka ve mutlaka bir şarkı veya türkü vardır. Bunları uzun süre unutmazsınız ama zamanla yaşlandıkça her şeyi hatırlamak mümkün olmuyor. yaa hey gidi günler hey O günleri görenler ve sağ olanlar bu günlerimize ağlarlardır. Gençlik elde kalmıyor, gönül her şeye hükmediyor ama yetemiyor. Şimdi yeniden çatak çayırda otgöçü yapmaya başladılar ama adam olmadı mı oda olmuyor. Gurbet köyü bitirdi. Dağ, dere Şadı'nın hüküm sürdüğü hatırlı gülerin sadece hikayeleri kaldı.

.....................

Günümüzde artık köylerin eskiye dönüşü ot göçü benzeri eğlenceler düzenlemesinin sebebi, sıla hasretinden başka ne olabilir, birde güvende nin eski görüntüsü de yok oldu.

Şenlik adı altında belediye güdümünde olmasından ve ihtiyaçlara yeterli gelmemesinden alternatifler aranır görünüyor. Yıllardır düzenlenen ot göçüler artık belediyenin belirlediği tarihte olmakta ve birde şenliklere 4,5 gün kala yolları silinmesi ile çise ve yağmurda yolların bozularak çamur halini alması o eski tadı hepten alıp götürüyor. Yıllardır yayla yollarının belediyelerce beton ve ya asfalt yapılmamış olması geleceğini yayla turizminde arayan o yörelere olan talebi de giderek düşürüyor. 19.07.2008 

  • Eklenme Tarihi: 09 Nisan 2023

Diğer Bilgiler

Çatalağaç Köyü ile ilgili gönderilere ulaşın.

Haberler, duyurular, ilanlar, köy hakkında bilgiler, fotoğraflar, videolar ve daha fazlası...

Çatalağaç Köyü, Giresun'un Gümüşhane ile sınır köyüdür. 5 Mahalleden oluşur.