Çatalağaç Köyü (şadı) Şiir -Türkü Defteri
« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderAna SayfaYönetici Giriş| Mustafa/Ankara |
![]() | ||
| MESAJINIZ ONAY BEKLİYOR ! | |||
| Mertx/Ankara |
![]() | ||
| MESAJINIZ ONAY BEKLİYOR ! | |||
| Mustafa PİR (Kalayço)/Sultanbeyli / İstanbul | |||
|
AAHH KELDAŞŞ Kaç yıl oldu ben gurbete geleli. Şimdi görsen beni tanıyamazsın. Saçlarım ağardı belim büküldü. Şimdi görsen beni tanıyamazsın. *** Eridim sivrinin karları gibi. Kocadım hocalu gürgeni gibi. Ayrıldım sıladan kuzular gibi. Şimdi görsen beni tanıyamazsın. 23-01-2011 | |||
| Mustafa Pir/İstanbul-Sultanbeyli | |||
|
HEY GİDİ KELDAŞ NEREDEN BAŞLASMAM NASIL ANLATSAM, SOĞUK SULARINDAN İÇİP DE KANSAM, ÇAYIRLARDA KOYUNLARI ÖZLESEM, ÇIRA KOKUSUNU DAĞLARINI ÖZLEDİM ----- BAHARDA ŞENLENİR KELDAŞ YAYLASI, GÜNEŞ GİBİ PARLAR KELDAŞIMIN AYNASI, ISIGAN KOKARDIR ŞİMDİ HAVASI, ELLERİMİ YAKIŞINI ÖZLEDİM, ..... KELDAŞIN BAŞINDA GİTMEZ KURU DUMANLAR, KAYNAŞIP ÖTÜŞÜR KUŞLAR İLE BÖCEKLER BÜYÜK PUR BAŞINDA AÇAR ÇİÇEKLER, KUZU KULAĞINI EVLEĞİNİ ÖZLEDİM. ----- HASRET KOKAR KELDAŞIMIN HAVASI, DAĞLARIN BAŞINDA KÜÇÜK OVASI, SOĞUK SU BAŞINDA PİKNİK HAVASI, TAFLANIYLE ÇİLEĞİNİ ÖZLEDİM. -- MUSTAFA PİR.İSTANBUL SULTANBEYLİ-29-03-2011 | |||
| Admin/Doğankent | |||
|
GİRESUN'DA GÜN BATIMI Mavi sevdaların yeşil incisi Yediveren açar gül Giresun'da. Güneşi elerken sahilin sisi.. Bulutlar gelinlik tül Giresun'da --- Kerasus adıyla çağları aşar, Topal Osman olur cepheye koşar; Harşit Çayı ile çağlayıp coşar.. Boz bulanık akar sel Giresun'da. --- Gedikkayası'nda fındık dalları, İlkbahar gelince giyer alları; Kelkit Vadisi'nin güçlü kolları.. Dostluğa uzanır el Giresun'da --- Kale'nin burçları Ada'ya bakar, Fatih'in fermanı Vakkas'a çıkar; Gülbahar Türbesi kalbleri yıkar.. Öz Türkçe konuşur dil Giresun'da. --- Kalenin dibinde balık oynaşır Yıllanmış ağlarda martı kaynaşır, Dalgalar sahile siyah kum taşır, Gün batımı eser yel Giresun'da. --- Karataş tepesi, Karagöl dağı, Mısır tarlaları, çay, üzüm bağı, Aymaç'ı sarken sonbahar ağı.. Hazan yaprakları al Giresun'da. --- Özlüce Deresi, Pazar suyunda, Andaz kalesinin serin koynunda; Şehitlik geçidi, nisan ayında.. Beyaz şal kuşanır bel Giresun'da. --- Doğankent, Alucra, er Tirebolu, Kırgızlar tepesi, can Anadolu; Çanakçı, Piraziz, Aksu'nun kolu.. Vadilerden geçer yol Giresun'da. --- Eynesil, Görele, Espiye, Güce; Dereli'de köprü, Keşap'ta gece. Şebinkarahisar yüceden yüce.. Dağlar arkasında dal Giresun'da. --- Bedri Rahmi gezer fırça elinde, Karamahmutoğlu, sazın telinde; Hasan Ali Yücel cihan dilinde.. Destan yazanlarla kal Giresun'da. --- Nevşehirli Şair Dr. Nedim UÇAR Gönderen: Hikmet OKUYAR Şüsiyad Başkanı | |||
| Admin/Doğankent | |||
|
İşte bu şairlerimizden birisi “Açılır baharda gülün çiçeğin Nasıl methedeyim seni Giresun Coşuyor dalında taze fındığın Nasıl methedeyim seni Giresun” **************************** Derken, Yine başka bir şairimiz; “Deniz arkadaşıdır, bulutlar yoldaşı Enginlerde dolaşır Giresun Uşakları. Onu böyle yücelten o eğilmez başıdır, Kahraman ruhu taşır Giresun Uşakları. --------------- Bora demez, kış demez fırtınada ve karda, Sen onu görmelisin çok sevdiği çaparda. Dalgaları elinde bir oyuncak yapar da, Menziline ulaşır Giresun Uşakları. --------------- Anasından dinledi henüz iki yaşında Yiğit ninnilerini beşiğinin başında, Kahramanca dövüştü İstiklal Savaşında Bu şerefe yaraşır Giresun Uşakları”. ********************************* Söyleyen: Giresun Valisi Mustafa Yaman Feshane Giresun günleri 09.04.2010 | |||
| Admin/Doğankent | |||
|
Nasıl Anlatsam Fındık Seni Soframızda çerezimizsin Damaklarda lezzetimizsin Vitaminimiz, kuvvetimizsin Nasıl anlatsam fındık seni Yemeklerimizin yağısın Tatlılarımızın tadısın Baklava, çikolatamızsın Nasıl anlatsam fındık seni Hastalara ilaç olursun Çok dertlere derman bulursun Enerji verir. Doldurursun Nasıl anlatsam fındık seni Yemişinden kabuklarından Ağacından, yapraklarından Fayda gelir her tarafından Nasıl anlatsam fındık seni Bin bir emekle toplanırsın Kurutulur çuvallanırsın Uzak ellere yollanırsın Nasıl anlatsam fındık seni Vermezler gerçek hakkımızı Tüccarlar kapar malımızı Kimse dinlemez derdimizi Nasıl anlatsam fındık seni İsmailim selam sizlere Emek verip üretenlere Saygı duyarım bu ellere Nasıl anlatsam fındık seni 24 Eylül 2007 Pazartesi İsmail Aydoğmuş | |||
| Turan AKBULUT/ÇAPA İSTANBUL | |||
|
VER HEPSİNİ VER Sende neyimvarsa ver hepsini ver İnsanlığım kalsın sana hediye Anılarımıda ver hepisiniver Resimlerimide doldur çantama onlarda kalmasın ver hepsini ver Hiç pişman değilim kendi adıma Nefes aldığımın vardım farkına Resimlerimide doldur çantama Onlarda kalmasın ver hepsini ver Vazgeçtim bu aşktan çektiğim yeter Güzel günlerimi ver geriye ver Ne cismim kalsın nede hatıra Anılarımıda ver geriye ver Hiç pişman değilim kendi adıma Nefes aldığımın vardım farkına Resimlerimide doldur çantama Onlarda kalmasın ver hepsini ver | |||
| Mustafa Pir/İstanbul / Sultanbeyli | |||
|
Ağlar Gezerim - Adı Şadı köyü, Çatalağaç olmuştur Göç edip gidenleri, hayal olmuştur Kalmamış kimsesi viran olmuştur Sazımla dertleşir, ağlar gezerim. - Sofralarında bulunur mısır ekmeği Tenceresinde olur pancar yemeği Nede kokar idi somun ekmeği Sazımla dertleşir, ağlar gezerim. - Derelerinde hep çağlar, suların sesi Zorula arıyoruz vallah herkesi. Ne kargası kalmış ne de kuş sesi, Sazımla dertleşir, ağlar gezerim. - Şadı köyü internette artık magazin Bağrından kopanlara, vermiş hep izin Gidin memleketi sırayla gezin. Sazımla dertleşir, ağlar gezerim. - Garip Mustafa Hasretlik, bağrını delmiş Artık var olan köyün, her yeri bitmiş. Yaşlıları ölmüş, gençler göç etmiş Sazımla dertleşir, ağlar gezerim - Mustafa PİR (Kalayço) Sultanbeyli / İstanbul | |||
| İsmail Güvendi/İstanbul | |||
|
. Nerde O Günler . Aldım selamlarını, vealeykümselam Hüzünlendi yüreğim aha gene vesselam. Yazar, eder durursun artık feleğe sitem. Anlıyorum ki sende almışsın ele kalem. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . Okudum şiirini dokunmuşsun az bana Dur iki söz edeyim azıcıkta ben sana Nerden başlasam bilmem uzak kaldın vatana Felek aldı götürdü, seni yavru vatana . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . Beraber çalışırdık senle ‘Bezci Tekstil’de Bir kış günü sabahı birlikte geldik işten Uzandım yatağıma çok geçmedi aradan Dediler evi yanmış, hemen kalktım uykudan . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . Her taraf beyaz olmuş kar yağmış kana kana Baktın da ucuz yırttık, İsmail dedin bana Nerden nereye geldik dönüpte bak arkaya Biz artık zor gideriz bundan sonra yaylaya . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . Yaylalar kucak açmaz, neyi hesap edersin Gene depeçayırdan belki bakar dönersin Küçük Fadime ile birde Saadet vardı İkiside göçtüler daha kime gidersin. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . Habu saatten sonra, bu İsmail neylesin Ah emice ne diyem sanki sen görmezmisin? Evler halgum olduya, neler hayal edersin. Köyü, değil yayladan sitelerden gözlersin. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 1 Nisan 2010 . | |||
| Halil Güvendi/Küçükköy/İstanbul | |||
|
-Sor beni be gülüm- Kır çiçeğim mor menekşem yayla gülüm engülüm, Dağlarına, kıvım kıvrım yollarına deresine sor beni. Kelebeğim çekirgem kekliğim ve bülbülüm, Dumanına çirsesine yağmuruna çamuruna sor beni . Yamaçları karlı dağlar, hep üşüyen bu gönlüm, Acı dolu hasret dolu gözyaşıma sor beni Umutlarım ve dünüm benimde var be gülüm, Hatırlanan geçmişimle, bilimediğin geçmişime sor beni . Bildiklerim kadar bilmediklerim elbette var be gülüm Abdullah a, Alıfakıya, Pirişıha, Şıh Davut a sor beni, Dedem ninem beni sana anlatırlar be gülüm Anlamazsan bilemezsen, bir bilene sor beni. . Dedem ninem arşiv zaten, gerisine negerek var be gülüm. Muallime, tahsildara, tapucu ve kadısına sor beni Potinkaya halağa dimdik ayakta bizi izler be gülüm, Dosdoli si boş madene, yaylasına sor beni. | |||
| beytullgüncaldı/ | |||
|
Vatanım Din vatan demektir. Namus vatan demektir. Şeref vatan demektir. Vatan gazi demektir. Vatan Şehit demektir. Vatan hürriyet demektir. Bağımsızlık vatan demektir. Adalet vatan demektir. Bayrak vatan demektir. | |||
| ŞADIYAN/ | |||
|
Bir Dost Aranıyor &&& Acıdan önce sevinci paylaşan Kimsesizle ağlayıp, onunla coşan Yıldırım hızıyla dostuna koşan Bir dost aranıyor. **** Mezarını değil de evini kazan Dostunun uğruna uykusu bozulan Uğruna can verip ondan can bulan Bir dost aranıyor. **** Tabuttan önce elleri tutan Komşusu açken lokma yutmayan Kendini kral sanıpta caka satmayan Bir dost aranıyor. **** Aşına zehir kattırmayan Dalına balta vurdurmayan Umut çiçeklerini hiç soldurmayan Bir dost aranıyor. **** 12 Haziran 2009/Şadıyan | |||