Çatalağaç Köyü (şadı) Hikaye-Anı Defteri
« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderAna SayfaYönetici Giriş| nuran güvendi (durgut)/ | |||
| biraz önceki anımda ismimi yazmamısım kusura bakmayın birgün gene köydeyiz amcam ali güvendilerdeyiz töllügızı emine yengem annem ve teyzem emine aralarında konusuyorlar ben anlıyorum ama esim hayretler içinde onlara bakıyor hem hızlı konusuyorlar hemde bızım sıvemızle konusuyorlar töllügızı emıne yengem ayu fındık bahcesıne gırmıs hemde zöm zöm gezmiş diye anlatırken esim güldü o ne ole dedi tabı anlattık arada yengem bursaya gelince yenge ayu nsl gezmişti zöm zöm degilmi diye hatırlatır yani artık esimde bizim sivemizi cözdü.arada cırcıpıt oldum hölüdüm cablamadan atladım depudumde diyor iyi gelisme degilmmi | |||
| Nuran Güvendi (durgut) / | |||
| bu anımda cok güzel birgün gene koydeyız esimle anneannemlere gidiyoz yolda rahmetli garahatca yengem var.esime dedimki biraz gec varcaz galıba dedim demeye kalmadı garahatca yengem bızı gordu oy eline ayagına dolanduklarım szi nerden geldiniz diye sarıldı döndu bana aldugun usak habumu dedi evet dedim ehile haccakmıs dedi esim anlamadı tabı sasırdı.birkac defa tekrarlandı bu olay neyse bursaya geldik kayınvalıdem camın kenarında bızı bekliyormus iceri girdik esim annesine ne desin anne garahatcanın slm var dedi oda sasırdı okim dedi esimde gülürek anlattı | |||
| nuran güvendi (durgut)/giresun | |||
| merhaba bende bir anı paylasmak istiyorum. ben akifgilin hüseyin güvendinin kızıyım.sene 2005 ben yeni evliyim birgün bir rüya gördüm babaannem emine güvendi vefaat etmişti cenazesine gidememiştim rüyamda babaannem benden patlamış mısır istedi bende cok etkilenmiştimve sabah kalkınca esim ercana anlattım oda etkilendi belliki ben köyümü ve babaanemi özlemişim esim anladı ve dediki sizin köye gidelim 2 aylık evliydik neyse annem ben esim kardesim caner köye gelmek icin yola cıktık velhasıl harsıta kadar geldık biraz durduktan sonra arabaya bındık köye gitmek için. sonra yavas yavas yaklastık ben heyecanlıydım sonra bizim gırana geldik esime döndüm heyecanlı bir sekilde bak geldik burası bizim köy dedim oda saga baktı sola baktı ve bana dediki hani sizin köyde hiç ev yokmu dedi güldüm. o zannediyor kı evler yakın bizim evlerde dagınık olunca cok sasırmıstı hiç aklımdan cıkmıyor ama esim bizim köyü cok begendi tam kafa dinlemelik dedi birbilse köydeki insanların ne kadar yoruldugunu böle söylemezdi sanırım | |||
| Yönetici/Doğankent/Giresun | |||
|
Buda bana akıl olsun Adamı suçundan dolayı idam sehpasına götürürlermiş. Kural gereği sormuşlar son isteğin nedir diye. Adam sadece şunu söylemiş. Bu da bana akıl olsun. Kaynak: Ahmet Sağlam | |||
| Yönetici/Doğankent/Giresun | |||
|
Cennet Rahmetli Kavgacı İmamın kızı Cennet Molla Veli nin oğlu İnce Mehmet e kaçınca İmam Derindere Camii nin kapısında kızgınlığından, - Allah (cc) Cennetin yüzünü yüzüme göstermesin. Diye dua ediyormuş. Bunun üzerine Köylüler. —Amiiin. Diyorlarmış Rahmetli İmam ise - Ulan ben o Cenneti demiyorum, kızım Cenneti diyorum. Diye Köylüye derdini anlatmaya çalışırmış.12.12.2007 Kaynak: Yahya Bişkin | |||
| Yönetici/Doğankent/Giresun | |||
|
Hikaye 8 yaşlarındayken taklit yapardım, Talip dedem bayılıp bir gözüyle de etrafı bakıyordu. Gadun ayama Corap getür ben ölüyom diyordu. Bizimkilerde panik yapıp bağırıyordular. Ben ne zamanki dedem gibi bayılıp ama aynı onun gibi taklit yapıp onun gibi konuştum, dedem bir daha bayılmadı. Kaynak: Ali Yılmaz | |||
| Yönetici/Doğankent/Giresun | |||
|
Bir anı anlatayım Bir gece ay ışık Depealan yaylası Ortaobada koyun salaktan söktü, orta obabaşından yukarı çeşme başından sıra olmuş gidiyor bizde obalı olarak peşinden koşuyoruz. Hayvanların önünde bir karaltı var tahmin ediyorum ki tilki olmalı veya kurt hayvanlar ilerde biz obalı olarak arkada gonak kıranından purbaşına aştık hayvanlar kendilerini hemen fiilin altına attı, bizde orada koyunları fiilden zor şer çıkardık saydık tamam obalı olarak koyunların aralarına dağıldık, obaya getirmeye çalıştık. Pur başında büyük annem yuvarlandı millet zor tuttu belki o gece en çok bu olaya korkmuştum. Hayvanları obaya getirdik ve kömlere aldık. Çünkü hayvanlar çok korkmuştu bir ses duysa ürküyordu. | |||
| Turan AKBULUT/İSTANBUL- ÇAPA | |||
| Değerli dostlar sizlerle bir anımı paylaşmak istiyorum. 1995 yılında ilk defa İstanbul'a geldim. O zamanlarda maddi konuda çok sıkıntılıydım. Eniştem Mustafa BİŞKİN e ne kadar çok minnet borçluyum, ozamanlarda eniştemlerde kalıyordum İhlas ev aletlerinde çalışmaya başladım. Türkiye de uydu sistemleri yeni yaygınlşıyor. Daha önceden uydu kurulum becerim olduğundan şirket yetkiyi bana vermişti. Önümde askerlik engeli olduğundan elaman yetiştirmem isteniyordu. Satış elamanı birgün bana geldi, usta Sultançiftliği'ne uydu sattım montaj olacak dedi. Adresi alıp montaj için müşterinin evine bir arkadaşımla beraber gittim. O zaman yaz mevsimi ağaçlarda yapraklar var. Biz hemen montaja başladık o yıllar çift çanak moda, adamın balkonuna birini montaj edip ayarladık sıra diğerine geldi. Kişinin evinin önünde uzun boylu birtane armut ağacı var. Dedim bu uydu göstermez uydunun yönünü kapatıyor. Peki ne olacak dedi adam. Dedim armut ağacını budayacaksın. Olmaz dedi adam. Sen bilirsin dedim evden ayrıldım. Adam sonra ağacın dallarını budatmış tekrar bize döndü ama olay genel müdüre intikal etmiş, savunmam isteniyor. Bende olayı müdüre anlattım onun bu olay çok hoşuna gitmiş benim ismimi armut budatan teknisyen koymuştu. Saygılar sunarım. | |||
| Editör/Giresun | |||
|
AŞK VE ÖLÜM Adamın biri susuzluktan can vermek üzereyken, suda ölmek ne güzeldir diye düşünüyordu. Aklı kısa biri bunu duydu ve ne tuhaf söz dedi, madem öleceksin ne farkeder? Susamış adam, canımı teslim edinceye değin su isteğinde bulunmayayım ve bu arzuyla dudağımı ıslatmış olmayayım mı? Diye cevap verdi. Susuz kişi, boğulanın suya doyacağını bildiğinden, ölürken derin göle düşer gibi ölür. AŞIK OLAN SEVGİLİNİN ETEĞİNE YAPIŞIR. Canını isterse sevgilisi, gözünü kırpmadan kabul eder. Mutluluk cennetine, mutsuzluk cehenneminden geçilmeden ulaşılmaz.27.08.2008 Söz: İran şairi Şirazlı Hazırlayan: Necmettin Çakıcı | |||
| Halil GÜVENDİ/Küçükköy/ISTANBUL | |||
| Emine Tahsin ve ben beraber çobandık. Bir gün göl deresine doğru götürdük koyunları ve çaygara başından geri döndük. Koyunlarımızı göl deresine düze aşağı saldık peşlerinden gelirken bizi taşlamaya başladılar. Dağdayız sığınacak yer yok. Hemen bir yaykın ağacına çıktık. Emine ağaca tırmanamayınca çıkabildiği yere kendini İple ağaca bağlamıştı. Oradan nasıl gelip gittiğimizi hatırlamıyorum. Ama akşam koyunlarımın eksik olduğunu da hatırlamıyorum. göl deresine gittiğimize annelerimiz inanmamışlardı çünkü çocuktuk da ondan. Tahsin kaçarken belpıcağını düşürmüştü. O gece dağda belpıcağını bulunca oralara gidebildiğimize ancak inanmışlardı. | |||
| Halil GÜVENDİ/Küçükköy/İSTANBUL | |||
|
ANI İlk Okula ilk başladığımız günlerdi Öğretmen tahtaya bir şeyler yazdı ve defterimize yazmamızı istedi.sınıflar kalabalıktı ona rağmen birinci sınıflar ikişerli oturuyorduk.Bekdeşgilin Hacı ile beraber oturuyorduk.Hacı tahtaya bakıp yazma yerine bana bakıp yazıyordu,bende onu ittim düştü ve kolu çıktı.İsmet hoca kulağımı ovuşturarak neyaptın Halil ?. dedi ve ben korkudan sesimi bile çıkaramadım.Hacıyı,Hasan Güzel ile köye gönderdiler,doktora gitmek nerde,köyün kırık çıkı doktoru gibi idi Talip eniştem,kolu yerine getirdi ve bir hafta sonra Hacı tekrar okula geldi ilk okul bitene kadar hep beraber oturduk. | |||
| Admin/ | |||
| Hikaye ve anı bölümü açıldı... | |||