| |
Yüzyıllık Bir Umudun Hikayesi: Harşit Vadisi Yolu Doğu Karadenizin kıyıya paralel uzanan yüksek dağlarından denize ulaşmak için akarsuların teşkil ettiği vadileri aşmak gerekir. Tabiatın bu zor, engebeli yapısını zorlayarak ulaşım sağlamak bugünün teknolojisini de zorlamaktadır. Dün olduğu gibi, bugünde ulaşım akarsuların açtığı vadilerle sağlanmaktadır. Bu vadilerden birisi de Harşit Vadisidir[13]. Gümüşhane ve çevresi, Harşit Vadisini takip eden yol ile kolaylıkla Karadenize bağlanmaktadır. Bu nedenle, Tirebolunun gerek XV. yüzyılda, gereksee XVI. yüzyılda zeamet-i Kürtün içinde yer alması, Tirebolu kazasının bazen Gümüşhane sancağına bağlanması söz konusu iktisadi şartların sonucudur. Tarih boyunca Tirebolu, vadiye bakan yerleşim yerlerinin Karadeniz kıyısındaki iskelesi olmuştur. Bunun bir neticesi olarak 1741de Trabzon valiliğine atanan, Torulun Manastır köyünde doğan Üçüncü-zade Ömer Paşanın Harşit Vadisinden bir yol açtırdığı bilinmektedir[14]. 1316 (1900) yılında Tireboludan Erzincana kadar yapılması planlanan 145 kmlik (90.000 tul) yolun 38 kmsi (23.040 tul) tesviye edilmişti. 107 kmlik (66.000 tûl) kısmı ise yeniden yapılacaktı. Bu yolda 37 köprü ve menfez yapılması gerekiyordu[15]. 1327 (1911) yılında Trabzon ve Erzurum şimendifer hattının inşası gündeme geldi. Hükümet, hattın inşası için keşif yaptırdı ise de Samsun-Sivas hattının inşasına karar verdi. Trabzon ve Erzurum hattı için herhangi bir girişimde bulunulmadı. Bu karar, Trabzonluların infialine sebep oldu. Belediyede bu konuda yapılan toplantıda bu kararın halkta üzüntüye ve ümitsizliğe yol açacağı üzerinde duruldu. Çünkü bu hattın inşası ile Trabzon-Erzurum hattı, birçok vilayet, şehir ve kasaba ile IV. Kolordu Merkezinin ve güzergahtaki beldelerin yegâne ulaşım merkeziydi. Yapılan toplantı ve duyulan üzüntü, Trabzon Belediye Reisi Ahmed Bey tarafından 18 Mart 1327 (31 Mart 1911)de bir telgrafla Sadaret Makamına bildirildi[16]. Trabzon Belediye Reisi Ahmed Bey tarafından çekilen telgraf üzerine Ticaret ve Nafıa Nezareti Demiryolları İdaresiden Ticaret ve Nafıa Nazırı Vekili namına Müsteşar Hulusi Bey tarafından 29 Mart 1327 (11 Nisan 1911) tarihli bir rapor hazırlanarak Sadaret Makamına sunulmuştu. Raporda Tireboludan Erzuruma kadar ancak Harşit vadisini takiben bir hattın inşasının mümkün olduğu belirtiliyordu. Hulûsi Bey tarafından hazırlanan raporda şunlar yazılı idi[17]: Trabzon Belediye Reisi tarafından takdim olunup mazrufen irsal buyrulan 18 Mart 1327 tarihli telgrafnamede Trabzon ile Erzurum beyninde bir şimendifer hattı inşası talep ve işar edilmiştir. Hatt-ı mezkurun tayin-i güzergahı zımnında mahall-i mezkure bir heyet-i iştikşafiye izam olunarak münasib bir güzer-gah taharri olunmuş ise de Trabzonla Bayburd havzalarını tefrik eden silsile-i cibalin hattın imrarına gösterdiği müşkilat-ı azime hasebıyla hiçbir cihetde imkan görülmemiştir. Havali-i mezkurede Tireboludan Erzuruma kadar Harşid vadisini takiben bir hat inşası mümkün olub işbu hattın inşasında dahi her ne kadar müşkilat var ise de bundaki müşkilatın iktihamı kabil olduğu gibi sahil ile Erzurum arasındaki bil-cümle kasabat münakalatına hadim olacağına nazaran ezher-cihet menfaati der-kardır. Karadeniz havzasına dahil olan salifül-zikr hattın cihet-i maliyesi temin olduğu halde inşası esbabına derhal tevessül olunacağı tabii bulunmuş olmağla ol babda emr ü ferman hazret-i veliyyül-emrindir. Hulusi Bey tarafından hazırlanan bu rapor üzerine Dahiliye Nezareti, Trabzon Belediye Reisi Ahmed Beyin telgrafına cevap olarak Trabzon vilayetine 2 Nisan 1327 (15 Nisan 1911) tarihli bir yazı yazdı ve raporda belirtilen gerekçeleri sıralayarak Tireboludan Erzuruma kadar Harşid vadisini takiben bir hat inşasının mümkün olduğu bir kez daha belirtildi[18]. Erzurumdan Tireboluya kadar bir demiryolu hattı inşası hükümetin gündeminden hiç düşmedi. Ankara-Erzurum-Tirebolu Arasında Demiryolu İnşası hakkında bir kanun tasarısı hazırlanması öngörüldü. Meclis-i Vükelanın 29 Nisan 1331 (12 Mayıs 1915) tarihli, 139 numaralı toplantısında inşaat ve tesisatın askeriyece yapılması, icab eden kanun tasarısının acele tanzimi ve gerekli evrakın Harbiye Nezaretine gönderilmesine karar verilmişti[19]. Gerek Rusyanın yolun askeri amaçlarla kullanılmasından endişe ederek karşı çıkması ve gerekse araya giren Birinci Dünya Savaşı nedeni ile Ankara-Erzurum-Tirebolu Demiryolu Hattı inşası hayata geçirilemedi. 20 Ekim 1921de Ankarada yapılan anlaşma (Ankara İtilafnamesi) Fransaya Harşit vadisinde maden, krom ile gümüş ocakları işletme imtiyazlarını veriyor, buna karşılık Fransa’nın Kilikyayı terk etmesi kararlaştırılıyordu. Ancak, Fransız mühendisler çıkarılacak madeni taşıyacak bir yol olmadığı için bu işten vazgeçtiler. Ankara Hükümeti, 10 Nisan 1923 de Amerikan amirallerinden Colb M. Chesterin başında bulunduğu bir Amerikan sendikasına Anadoluda 5000 km lik demiryolu ve maden imtiyazları verdi. Yakın Doğuda yeni bir Amerikan politikasının geliştirilmesi bakımından Chester imtiyazları büyük bir önem taşımaktaydı. Bu imtiyaz anlaşmasında Amerikalıların sahip olacakları ve yönetecekleri bir Türk-Amerikan Kalkınma Kumpanyası kurulması ve bunun aracılığı ile 5000 kilometreye yakın demiryolu döşenmesi planlanmaktaydı. Bu hatların arasında, Sivasdan Erzuruma ve oradan da Rus ve İran sınırlarına bir demiryolu döşenmesi ve bunun bir şube hattı ile Karadeniz üzerindeki Trabzon ve Tireboluya bağlanması da düşünülüyordu[20]. Doğu Anadoluyu sahile bağlayacak olan demiryolu hattının güzergahı Birinci Büyük Millet Meclisinde de konuşulmakta idi. 1924 yılında yolun Zigana vadisinden geçirilmesi konusunda en fazla gayret gösterenlerin başında Trabzon milletvekili Muhtar Bey gelmekte idi. Muhtar Bey, demiryolu güzergahının tayini maksadıyla Temmuz 1924 de Ardasa (Torul) ya çıkmış ve güzergahı tetkik ettikten sonra Trabzona dönmüştü. Trabzonda gazetecilerle görüşen Muhtar Bey, Erzuruma gideceğini, dönüşünde Sürmene yolunu tetkik edeceklerini ve ondan sonra bir açıklamada bulunacağını söylemişti[21]. Trabzon mebusu Muhtar Beyin gayreti ve demiryolunun Zigana vadisinden mi, ya da Harşit vadisinden mi sahile ineceği tartışmaları yine devam etmekteydi. Hatta, Muhtar Beyle, Giresun milletvekili Musa Kazım Bey arasında Millet Meclisinde bir tartışma çıkmıştı. Muhtar Bey, bu tren hattının Ziganadan Trabzona ineceği yönünde Meclise bir önerge verince, Musa Kazım Beyde buna mukabil bir önerge vermişti. Musa Kazım Bey, önerge vermemiş olsa idi Zigana hattı kabul edilecekti. Böylece, Tirebolu’nun istikbali ebediyen körlenecekti. Tartışmalara sebep olan her iki önerge her zaman olduğu gibi Encümene havale edildi[22]. 1926 yılına gelindiğinde de halk umudunu Harşit vadisinden geçecek demiryoluna bağlamıştı. Bu yılların gazete haberlerine göre Erzurumdan Karadenize ulaşması plânlanan demiryolu eğer Harşit vadisinden geçecek olursa Tirebolu için refah ve zenginlik imkanı ortaya çıkacaktı. Yatacak bir oteli ve yemek yiyecek bir lokantası bulunmayan bu kasabada apartmanlar yükselecek, bacasından simsiyah duman fışkıran fabrikalar kurulacaktı[23]. Cumhuriyetin onuncu yılına gelindiğinde de Harşit Vadisi Yolu gündemde idi. Tirebolu Belediye Reisi Karahasan-zade Sıtkı Bey, kazanın en esaslı ve hakiki ümrânı Harşit-Torul şosesinin açılmasına bağlıdır. Kaza halkı da bu hususta şahsi yardım için her türlü fedakarlığa hazırdır. Gerek muvazene-i umumiyeden ve gerek muhasebe-i hususiyeden, her ne suretle olursa olsun, bu yolun bir an evvel temini en büyük istirhamımızdır demekteydi[24]. Bu arada, Tireboluya gelen devlet erkanına da yolun güzergahı için en uygun yerin Harşit vadisi olduğu anlatılıyordu. Dersim isyanı nedeniyle Doğu Anadoluda bir inceleme ve araştırma gezisine çıkan Başbakan İsmet [İnönü], 4 Ağustos 1935 günü Tireboluya geldiğinde Harşit köprüsü, Tepe köyündeki çimento sahası ile o sahadaki diğer çeşitli madenleri gözden geçirmişti. Bu sırada, İsmet Paşaya yol sorunu anlatılmış ve güzergah için açıklamada bulunulmuştu[25]. Bir yıl sonra, 30 Ağustos 1936da Tireboluya gelen Maraşal Fevzi Çakmak da Harşit vadisinde incelemede bulundu[26]. 1940lı yıllara gelindiğinde Harşit vadisinden ulaşım için yapılan dikkate değer bir faaliyet yoktu. Sadece özel bütçe ile Arslancıka kadar tesviyesi yapılmamış bir şose inşa edilmişse de genel bütçeden yardım görmeyen bu teşebbüs ile ancak 20 km kadar bir mesafe kat edilmişti[27]. Harşit vadisinden bir yol geçirilerek Trabzon-Erzurum şosesinin bu yol ile kısaltılması, Tirebolu ve Görele kazasının geleceği açısından faydalı olacağı düşüncesi hep gündemde kaldı. Bu nedenle, kaymakamlık ve halk müştereken bu yolun önemini anlatmak, yolun yapılmasını sağlamak için hükümet nezdinde girişimde bulunmak kararını almışlardı. Çünkü bu yol tamamlandığı takdirde Tirebolunun iktisadi hayatının canlanacağı daima hatırda idi. Ayrıca, Trabzon-Erzurum şosesinin zirvesinde bulunan Zigana dağı her sene birçok otomobil kazalarına sahne oluyordu. Harşit yolu yapıldığı takdirde bu kazalar nispeten azalacaktı[28]. İşte, bu konuları gündemde tutmak isteyen Mehmet Alaettinoğlu, Salih Şişman, Mehmet Kılıçoğlu ve Hilmi Tüysüz adlı gençler, memleketlerinin en önemli bu sorununa duyarsız kalmayarak Ağustos 1948de HARŞİT isimli bir gazete yayınladılar. Gazetenin sahipliğini ve yazı işleri müdürlüğünü Mehmet Alâettinoğlu yapmaktaydı. Şaban Ersöz (Kerempeli Ersöz)de gazetenin yazı ailesindendi. Gazate adını Harşit Yolundan almıştı. Başlıkta ise Adımız Yolumuzdur sözü yer almaktaydı. Aynı yıl, Şakir Kozluca isimli müteşebbisin Tirebolu’da işletmeye açtığı sinemaya Harşit adını vermesi, Harşit Yolu Derneği kurulmasına çalışılması, Giresunda Yeniyol Bonmarşesi Kitabevinin adının Harşit Kitabevi olarak değiştirilmesi Harşit Vadisi yoluna verilen önemin ve duyarlılığın bu dönemdeki örnekleri arasındadır. Gazetede, Mehmet Alaettinoğlu tarafından yazılan bir habere göre Tirebolu istikbalin Zonguldakı idi. Bu yolun yapılmasıyla asırlardır süren fındık ürününün istikrarsız hayat standardı, Tirebolu bölgesinde son bulacak ve Tirebolu hanlar, kahveleri, otomobil, otobüs, kamyonları ve boydan boya dükkan ve çeşitli inşaatlarıyla hayat kaynağı olacaktı[29]. Nihayet böyle bir yol 28 Temmuz 1952de motorlu vasıtalara açılabilmiş, Tirebolu-Gümüşhane bağlantısı ise 1960dan sonra tamamlanabilmişti. Harşit yolu, dar şeritli, adi şose mahiyetinde olup, bazen çatlayan kayaların yola düşmesi sebebiyle heyelan tehlikesi bulunmaktaydı. Harşit vadisi yolu, 1975 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürkün Karadeniz seyahati sırasında yeniden gündeme geldi. Fahri Korutürke göre Harşit Vadisi Yolu, Giresun limanını rantabl hale getirecek tek ünitedir. Bu yolun yapılması halinde Gümüşhane, Erzurum ticaret ve ekonomik yönden çok istifade edecek, Doğu Anadolu’nun kuzey kesimi için Zigana geçidi aşılmak zorunda kalınmayacak, sadece Harşit vadisinin aşağı kesimindeki arızaların giderilmesiyle Tirebolu önemli bir geçit rolünü oynayacaktır[30]. Ulaştırma Bakanlığı 1976 yılında Tirebolu-Erzincan-Diyarbakır Hattı için bir güzergah etüdü yaptırdı. Güzergahı araştırılan yeni Tirebolu-Erzincan-Diyarbakır demiryolu hattı, Tirebolu ilçesi ile Gümüşhane ilinin, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat bölümündeki Erzincan ve Elazığ illeri ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi Dicle bölümündeki Diyarbakır ilini birbirine bağlayan bir hat olup Erzincandan Sivas-Erzurum hattı, Palunun doğusunda Elazığ-Tatvan hattı, Diyarbakırda da Malatya-Kurtalan hattı ile birleşmektedir. Saptanan güzergâh, Tirebolu-Torul-Gümüşhane-Kelkitin doğusu-Erzincan-Pülümür-Karakocan-Palu-Diclenin doğusu-Diyarbakır yönündedir. Güzergah uzunluğu 657 km dir[31]. Doğu ve Güneydoğu Anadoluyu Karadenize bağlayacak en uygun, en ekonomik yolun Harşit vadisinden geçecek demiryolu veya karayolu bağlantısı olduğunun bilinmesine rağmen bu yolun gerçekleştirilmemesinin sebepleri 1940 lı yıllarda şu şekilde açıklanıyordu[32]: -Tirebolu havalisinin yol için yapılacak büyük masrafı karşılayacak dahile doğru önemli bir ürününün bulunmayışı, - İstanbul-Ankara demiryolunun Sivastan Erzuruma uzatılması ile Şark (Doğu) vilayetlerinin çoğunun bu yol ile ulaşım yaptıkları ve bu yüzden Trabzon-Erzurum transit yolunun dahi tenhalaşmış ve yalnız Erzurum ile Trabzon arasında yolcu nakliyatına münhasır kalmış bulunduğu, - Yapılan masrafla temin edilecek fayda kıyas kabul etmeyecek kadar az olacağı ihtimal ve düşünceleri, -Trabzon-Erzurum yolunun ve bilhassa İran transitinin Tireboluya intikal edeceği (Çünkü tarihi ve kadim bir şehir ve vilayet merkezi bulunan Trabzonun ihracat ve ithalatı bu sebeple sekteye uğrayacak ve belki günün birinde Tirebolu, Trabzonun yerini almış olacaktır). Ülke menfaatinin bölge veya illerin menfaatinden önce geldiğinin bilinmesine rağmen, Giresun kamuoyunda, Harşit vadisi yolunun yapılamamasının en büyük sebebi, bu son maddeye, yani Trabzon’un bu yolu engellemesine bağlanmaktadır[33]. İlgililerin verdiği demeçlere bakılırsa, yüzyıllık bir umut nihayet 1976 yılında yatırım programına alınarak projelendirilen ve o günkü fiyatlarla 450.000.000 lira harcanarak 1981 yılında bitirilmesi hedeflenen Tirebolu-Torul karayolu Temmuz 1998 de ulaşıma resmen açılacaktır. Tamamı 88 km olan Tirebolu-Torul karayolu sahilden itibaren iç kesime en kısa yol olarak tanımlanıyor[34]. Son günlerde Harşit vadisinin önemi bir kez daha gündeme gelmiştir. Bu da, Türkiye ile Gürcistan hükümetleri arasında yapılan anlaşma uyarınca Kars-Tiflis demiryolu hattı projesinde değişiklik yapılmasıdır. Bu konuda hazırlanan yeni projeye göre TCDD’nin Kars-Tiflis demiryolu hattının ikinci bölümünde Tiflis ile Kars arasında inşa edilecek hat 630 km olacak, Erzincan-Erzurum güzergahını izleyerek Tirebolu limanı ile Karadenize taşınacaktır[35]. Tiflisten başlayıp Tirebolu’da bitecek olan bu hattın güzergahında bir değişiklik yapıldığı öğrenilmektedir[36]. Ulaştırma Bakanlığından alınan bilgiye göre, Trabzon-Erzincan demiryolu hattı 663 km olacak, Trabzondan Tireboluya, oradan Gümüşhaneye uzanacak ve Erzincana bağlanacaktır! Sonuç olarak, Harşit Vadisi Yolu, gerek karayolu, gerekse yapılması plânlanan demiryolu ile Karadenizi Harşit vadisi boyunca Gümüşhaneye bağlayacak, İrana ulaşacak, transit geçişi de oldukça kısaltacak özelliktedir. Böylece, Trabzondan dolaşılıp Zigana geçidini geçme zahmeti ortadan kalkacaktır[37]. Bugün, Doğu Karadeniz Bölgesinin demiryolu ağına kavuşturulması, bölgenin iktisadi yapılanması için önem taşımaktadır. GAPın Erzincan-Tirebolu üzerinde Batuma ve Samsuna bağlanması ekonomik bir zorunluk haline gelmiştir. Gümüşhane ve Bayburttan gelen yolcu ve yük nakil vasıtaları tarafından kullanılan Harşit vadisi yolunun resmi açılışının ne zaman yapılacağı merak edilmektedir. Ayhan YÜKSEL Tirebolu Tarih Kültür Web Dergisi
Kaynak : |