Çatalağaç Köyü (şadı) Şiir -Türkü Defteri

« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderAna SayfaYönetici Giriş
Toplam : 179 mesaj
Sayfalar : 12345...9
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Duygları yaşatan şairler adına...Söylemem gerek!
Bu yazılanlar....Kalbi sevgi alışverişine açık herkes'e ...
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
belkide hep beklemekte olduğum kız'sın sen
inanamıyorum seni daha yeni gördüm
kalbime dokundun,ruhuma dokundun...
hayatımı ve bütün hedeflerimi değiştirdin,
seni merak ediyorum; çünkü, dikkatimi çektin...
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Nerede olduğunu merak ediyorum,
Ne yaptığını,
Bir yerlerde kendini yanlız mı hissediyorsun?
Yada birileri seni seviyor mu?
Bana kalbini nasıl kazanacağımı anlat ,
Çünkü hiçbir fikrim yok...
Merhaba!
Aradığın benmiyim?
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Gel bana!
Çünkü yağmur yağıyor,
Şemsiyemin altına sığınabilirsin,
Şimşekte çakıyor bak;
Her zamankinden çok yağıyor yağmur ,
şemsiyemin altında durabilirsin...
Sorun yok! korkma ...
Bence birbirimizi elde etmeliyiz ,
Ne istersen var bende ve daha fazlası ,
Ve diğerleri ne diyor umrumuzda olmamalı ...
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Birgün facebook denen yolda yürüyordum,
Kavşağa geldiğimde bir görüntü gözlerimi kamaştırdı.
Tam orada; olması gereken yerde duruyordu,
Ve onun fısıltılarını duyduğum sırada...
O görüntü kaybolup gitti.
Onu kaybettiğimi düşündüm...
O nazik bir çiçek,o bir güneş ve yağmur ve...
Hep beklemekte olduğum kız o,
İnanamıyorum onu daha yeni gördüm,
O kız en iyisi hayal bile edemem..
Birdaha yine onu istiyorum...
Gel bana ;
Dileklerime doğru gel,
Ve sen daima yaşatacağım kişisin.
Onu bulmak için ne yapmalıyım,
Aradığım kız o,
Onu inkar edemem,çünkü;
Onun sesi çağırıyor beni,
Sanırım aradığım bu ses onun sesi;
İstediğim herşey...
Aradığım herşey...
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Senin gözlerin ateş,benim ruhum çam sakızı ve nehirler...
Bir çıra gibi tutuşmadan ,uzaklaş benden!
Kutusunda dünyanın tüm şarkıları saklı bir Gitar'ım ben,
Çıkar şarkıları ve çal;gönlünce...
Beni bırak,ama dön bana!
Ben tutku ve özlemim,
Gerilsin teller,şarkı söylesin;sarhoş ve çılgınca...
Geçmiş yıllarım aşkına son bir şarkı ;al işte...
Beni bırak,ama dön bana! bir sonbahar akşamı gibi,
Fırtınaların sevinci esip duruyorken içimde,
Duruluncaya dek ve akşam karanlığı çökmeden...
VE SEN...Bilmeden gelen en son ateşli gençliğim.
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Sevgi vermek ve mutlu etmek adına;
Açık kalbinizden içeri...
Kalksam duraktan dolmuş gibi ,
Arka koltukta unutulmuş gibi terliklerimle gelsem sana,
Sonunda aşkı bulmuş gibi...
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Ne kadar güzel olduğunu görebiliyorum,
Gözlerimi üzerinde hissedebiliyor musun?
bazen bana göz kırptığını düşünüyorum...
ve etkin altına giriyorum,
sanırım hiçbir şey tuhaf değil ve hiçbir şey alışılmadık değil...
az önce seninle ilgili düşüncelerimi bir kağıda yazdım...
Düşünüyorum da;
Tüm ihtiyacım olan bana göre birisi,
ve ben onun kalbini kırmayacağımı biliyorum...
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Bu benim kaderim,
Teslim oluyorum;
Gözlerine...
Bu bir tuzak belkide,
Her seferinde içine düşüyorum,
Coşuyorum ...koşmak, uçmak istiyorum,
İnanamıyorum...
Onu nasıl inşa ettin,
Nasıl boyadın ve nasıl resmettin...
Gözlerindeki yansıma,
Sonsuzluğun ışığı sanki,
Gülümseyen o resim,
sanki beni çağırır gibi.
     
     
Açık kalbinizden içeri.../Bursa  
Ey güzeller güzeli !
Senin ipinle kuyuya iniyorum,
Aman ipe sıkı sarıl,
Olurda; ipin ucunu kaçırdığında,
Ve kıyamet günü gelipte;
Uykudan uyandığımda,
Çadırımı yine senin semtine kurmak istiyorum...
     
     
Soner Emrah GÜVENDİ/GİRESUN/TİREBOLU gecelerin_efendisi190@hotmail.com  
Bir sabah kapınız çalar saat 06:30 sıraları gider kapınıza bakarsınız gelen sütçünüz kesanizze ak sütü doldurur., ve ordan ayrılır aklınızdan pilanlar yaparsınız bu gün yemegi dışardamı yesem yoksa bahçedemi yesem diyee we hazırlıklar yapmaya başlarsınız o sırada kapı çalar.Kapıyı açmaya gidersiniz gelen postaçı; beyfendi mektup var şuraya bir imza atmanız lazım der; ve imzayı atar mektubunuzu alıp iyi günler deyip postaçı ayrılır.Sizde kahvaltı yapmak için masaya oturursunuz çayınızı koyarsınız şekerinizi atarsınız ve bir yudum çekersiniz o sırada kapı çalar ve bıtkınlık gelir.Kapı açmaktan; ve gider bakarsınız kapının merceginden ama kimse görünmez ve dönüp geri gelirken bir kere daha çalar ve gider mercekten bakarsınız yine bişey görünmez yine kapı çalar ve kapıyı açarsınız mahallenin afacanı küçüçük boyu ile elinde bir çubuk zil çalıyor;söle afacan dersiniz babam şu kesa ile şeker istedi ödünç verirmisin amça der sizde bir dk veriyim afacan dersiniz ve şekerini verirsiniz afacan teşekkür eder gider sizde bahçenin yolunu alırsınız ve güzel bir kahvaltı zamanı dersiniz ama bu sefer kapı felan çalmıyor;Gelen azrail ve sizi masadan alıp götürrürken kapıyı çalmadan içeri girdin niye zile basmıyosun dersiniz ve cevabı şöle olur eyyy kul sen doğdun doğalı ben zile basıyorumda sen açmıyorsun kapıyı (DİKKATLİ OLALIM KAPIMIZ ÇALIYOR OLABİLİR HALA)
     
     
SEYRANTEPELİ/GARİP BİRYOLCU  
ÖLÜM
ÖLÜM GELDİĞİNDE GİT SONRA GEL DİYEMİYORUZ
HASTALIK GİBİ ÇARE BULAMIYORUZ
ÖLÜMÜN EN GÜZELİ ANİDEN GİTMEKTİR
ÖLÜM GENÇ YAŞLI SEÇMİYOR
SAĞLIK SAĞLIK DİYORUZ DİNLETEMİYORUZ
ÖLÜME ÇARE OLMAZ HEP BİLİYORUZ
ÖLÜNÜLDÜĞÜNDE BAHANELER ÜRETİYORUZ
ÖLÜM GENÇ YAŞLI SEÇMİYOR
HAYATTA DEĞER VERMEYİZ İNSANLARIMIZA
ÖLÜNCE KIYMETE BİNER NE FAYDA
AĞLAMAK ÜZÜLMEK ÇARE DEĞİLDİR ARTIK ÖLÜME
ÖLMEDEN DEĞER BİLMEYENLERE
ÖLÜMDEN ÖTE NE VARKİ.......
     
     
Soner Emrah GÜVENDİ/GİRESUN/TİREBOLU gecelerin_efendisi190@hotmail.com  
Terk edilmişsin,dir yine..günler geçmek bilmez,geceler gündüzlerden hep daha uzun gelir...Yatagında uyuyamassın, O hep yine aklına gelir...Gözlerini kapadıgın an yaşlar akar..açtıqın zaman yine...ayrılıqın ilk qünü en kötü zaman dır...Kalkarsın yerinden,gözlerin nasılda açır...uyuyalı birkaç saat olmuştur ve deli gibi aglamışsındır, radayo yine açık...sonra telefona gider elin.. hatırlarsın,aynı hızla çekersin elini...Yaşlar yine boşalır gözlerinden...Çünkü artık ona ait deilsin...Kafanı dagıtmak için çıkarsın dışarı belki hatırlamam diye,iyi gibisindir...sonra bir şarkı çalar...Allah kahretsin nerden çıktı bu şarkı...odana,gelirsin açı çekmek hoşuna gidermişçesine açarsın şarkınızı dinlersin...İşte günler böyle qeçip qider..birkaç ay olmuştur..sabahları aqlamıyorsun artık...Sonra birkaç hafta daha..aglamıyosun artık.radyoyuda kapadın..iyisin galiba..Gözlerin doluyo sadece O kadar..mutlusun bile denilebilir...bir gece iç çekerek yatıyosun...ertesi gün kalkıyorsun,onu görüyosun rüyanda..ewet,onu gördün, birtaneni gördün..işte O geceler yine başladı,geçmeyen uzun geceler...aslında sen onu hiç unutmadın..aşıksan yok edemezsin...yangın SONER küleri kalır...için açımaya decam eder...onun için akıttıgın her damla yaşa deger diye düşünürsün,onun için aqladıqın hiçbir geceye hiçbir güne hiçbir saniyeye pişman olmadınki sen...yine aglayabilirsin o yüzden o hissetmese'de..'O' qençlik yıllarının en taze aşkı olarak kalaçaktır hepp..onun da seni öyle hatırlamasını umarsın...ve kalbine onu hatırladıqın en güzel haliyle qömersinn...beni hep böle hatırla!bir ceset şeklinde degil...seni hep öle hatırlayaçagım...gülen gözlerinle...YALAN sözlerinle degil!!!A.ş.K.ı.M(VİRANE)!!
     
     
Ferhat GÜVENDİ/İstanbul ferhat.guvendi@telpa.com http://www.telpa.com 
Eğer...
Onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup
kalkıyorsanız gün boyu nedensiz...
Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir
akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter,
en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
Hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse...
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, onun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan oysa...
Her filmin kahramanı o...
Her roman ondan söz ediyor, her çiçek onu açıyorsa...
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa, iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire onu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi ona yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
Hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
Onsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep onun yüzü suyu hürmetine...
Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa...
Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
O halde bugün sizin gününüz!..
"Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
     
     
ŞADIYAN/  
OLSUN İSTEMEK
++++++
Yılın ilk cemresi bile, düşmeden toprağa,
Vakitsiz çiçek açan meyve misali.
Arılar konup ta, bal alamadan
Yanakları buzlanan çiçek misali,
Köyümün insanı olmasın isterim.
++
El değince solup ta hemen büzülen,
Durmadan yalanına yalan ekleyen,
Muradına eremeyip sürekli üzülen
Kanadı kırık serçe misali, dalda bekleyen,
Köyümün insanı olmasın isterim.
+++
Su görmeyen yere çiçek ekmeyen,
Sebebi yokken yaşlar dökmeyen,
Gözlerindeki gülüşleri eksik etmeyen,
Tavşan misali gönülden küsmeyen,
Köyümün insanı olsun isterim.
++++
İnsanı gizlice arkadan vurmayan,
Tilki misali postunu soymayan,
Çocuklar gibi şen, gülüp oynayan,
Akşam ile sabahı başka olmayan,
Köyümün insanı olsun isterim.
//30 Nisan 2009-şadıyan//
     
     
halil (Ersin)/Giresun/Bursa halila_22@hotmail.com  
Adına yad eller demiş kurban oldugum topraklara,
Yüzüne yüz süremedüğüm o güzel yapraklarına,
Kaderimiz buymuş... diyemedim bir şey yaptıklarına
Özlüyoruz seni herşeyinle Dogankentim...
Gözümüzü sende açtık, sende kaparız inşallah
Yıllar geçti geçiyor hergün güzelleşiyor maşallah
Alsan da sevdiklerimizi elimizden
Feryadlar dökülsede dilimizden
Yükün düşmesede belimizden
Yaptıkların kaçmıyor gözümüzden
Ey kaderrr... eyyy... nereye kadar
Ecel gelsede kapımıza
Zehir olsadan aşımıza
Musallah olsanda başımıza
Nereye kadar eyyy... kader nereye
     
     
meltem/giresun  
memleketim
Yollar uzun olsada
Ayrılık bizi bulsada
Sevgilim gurbette kalsada
Ey memleketim
Bekle geliyorum
Bizi ayıran yollar olsun
Kalbim seninle dolsun
Yolculuk sılayı bulsun
Ey memleketim
Bekle geliyorum
     
     
ŞADIYAN/  
ELVEDA DEMEK
*** ***
Uykusuz bir gecenin sabahı Sema’ya bakıyorum
Duyuyorum aramızdan ansızın ayrılışını
Hele yıldızlar sönüktü, yanmazdı o gece
Elveda dercesine yüreğinin sesini duyuyorum.
**
Dudaklar bitiremedi işte o cümleyi
Gözler tamamlıyordu elveda demeyi
İlişiyordu gözlerim not defterine ansızın
Hoşça kal diyerek bitirmişti son cümleyi.
**
Günün sabahı, güneşle birlikte doğarken
Gözler seni ufuklarda hep arayacak
Gidiş ve yokluğuna kimseler hazır değilken
Bir haber bekliyorum, beni sevinçle uyandıracak.
**
Gözyaşlarım bile ıslatamadı dudaklarımı
Kuruyan dudaklar söyleyemedi diyeceklerini
Kuytu bir köşede buldum hep sevdiklerimi
Bir gün olur ki anlatırım defterden sildiklerimi.
**
Yokluğunda ölürsem tabutun ucundan var mı tutacak
Kefenime son defa buseyi kimler konduracak
Yüreklerde yanan alevi zordur küllemek
Dosttur insanın elinden tutup, sırtından yükü alacak.
**
28 Şubat 2009/şadıyan
     
     
ŞADIYAN/  
Dibek Taşı
-------
Dibek taşı oymuşlar
Orta yere koymuşlar
Çıtımandan darıyı
Birer birer soymuşlar.
++
Dibek taşı içini
Doldurmuşlar darıyla
Ellerinde tokmakla
Vurmuşlar sırasıyla.
++
Doldurmuşlar darıyı
Tabak tabak gazana
Haşlamışlar içinde
Yedirmişler hızana.
++
Darı yiyen hızanlar
Yavaş yavaş büyümüş
Saklayanlar darıyı
Çötenlerde çürütmüş.
++
Örme çöten yapmışlar
Evlerinin önüne
Gurbetten selam olsun
Bizim şadu köyüne.
--
18/02/2009*şadıyan
     
     
Turan AKBULUT/İSTANBUL ÇAPA turanakbulut28@hotmail.com  
Giydin havu fistanı
Gel salına salına
Adamı vermiyorlar
Emsalı emsalına.
-------
Derenin kenarına
Çadır açarım çadır
Sevdalık edenleri
Gayır Allahım gayır.
     

« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderAna SayfaYönetici Giriş
Toplam : 179 mesaj
Sayfalar : 12345...9
aSgbookPHP v1.51