|
Giresun ili Doğankent ilçemizin Çatalağaç köyü ile Doymuş köyünün Gökçebel mahallesini birbirine bağlayan ve yöremizde TARİHİ ŞADI KÖPRÜSÜ olarak bilinen kemer köprümüz vardı. Bu köprü Gökçebel Mahallesi ile Üçtaş köyünün bir kısmı tarafından devamlı, Yaz ayları ve yayla zamanı geldiğinde Depelan yaylası ile Kazıkbeli yaylaları arasında ikamet eden başta Şadı köyü olmak üzere yöre halkımız ve hatta Akçaabat tütün satıcıları tarafından da kullanılan Köprü, Tirebolu - Torul ilçeleri arasında Karayollarının Yol yapım ve genişletme çalışmaları sırasında 1984–85 yıllarında Dinamitle Kayaların Parçalanması ile yıkılmıştır. Çatalağaç Köyü Muhtarlığı, Karayollarına müracaat ettiklerinde, Karayolları yetkilileri, Vatandaşları mağdur etmiyeceklerini, harfiyat çalışmalarının sonunda Köprüyü yapacaklarını beyan etmişlerdi. Vatandaşlarda bir Devlet Kuruluşu olan Karayolları yetkililerinin beyanlarına güvenmişler, yetkililerden yazılı bir belge dahi almaya gerek duymamışlar. Köprü kalıntılarının ise 1990 yılının Haziran ayında meydana gelen ve Doğankent te üzücü sonuçları olan SEL FELAKETİNDE yıkıldığını çevrede yaşayan bütün hemşerilerimizde çok iyi bilmektedir.
Tirebolu-Torul ilçeleri arasında yapımı devam eden Karayolu yol genişletme ve İstinaat duvarı inşaatları ancak 1997 yılının sonuna doğru bu bölgede bitirilebildi. Sözkonusu Şadı Köprüsünü yaptırılabilmesi için Doğankent ve Çevre Köyleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Doymuş, Çatalağaç, Güvenlik ve Üçtaş Köylerinin Muhtarları ile koordineli hareket ederek muhtelif zamanlarda ilgili kuruluşlara müracaatlarda bulunduk. İstanbul da kendi çalıştığım kurumdan, köprünün yapımı için gereki U demirleri vb. Malzemeler temin ederek, TIR kiralayıp köprünün yerine gönderdik. Köy Hizmetleri nezdinde projelendirdik. Yeterince maddi güç ve desket bulamadığımız için çalışmalara başlayamadık. Deskek arayışlarımız devam ederken 2001 yılı Genel seçim gecesi bütün malzemelerimiz çalındı. Sadece malzemeler değil, ozamana kadar verdiğimiz emek ve hayallerimiz çalındı. Bu insanları Yüce ALLAHA havale ediyorum. Bu mücadelede bizi destekleyen, bizimle beraber hareket eden herkese teşekkür etmeden geçemeyeceğim.
Tarihi Şadı Köprüsü, Köylerimize ve yaylalarımıza araba yolu yapılmadan önce, ulaşımı sağlayan yaya(patika) yol güzergâhı üzerinde olup, bölgemizin tarihi ipek yolu geçişini sağlıyordu. Bu köprü ve yayla yolunda orta yaş ve üzeri bütün hemşerilerimizin unutamadıkları anıları olduğunu düşünüyorum.
Tarihi köprünün yapımı 400–450 yıl önceye gitmektedir. Bölge için hayati öneme sahip bu Köprü, 1800.lü yılların sonunda meydana gelen sel felaketinde yıkılmış, o zamanda yaşayan dedelerimiz el ele vererek daha güçlüsünü yapmışlar. Bölgemiz için hayati önem taşıyan bu köprüyü 1916 yılında Harşıt Vadisine gelen RUS Askerleri dahi yıkmamıştır.
Bu Bölgede yaşayan İnsanlarımız, köprü yıkıldıktan sonra Harşıt Deresinin üzerine tel gerip ulaşımlarını İLKEL BİR TELEFERİKLE yapmaya çalışmaktadır. Bildiğiniz gibi 20 Haziran 2001 Çarşamba günü İstanbul da ikamet eden Necati Talinin eşi Sevgi ve 9 ve 11 yaşlarında 2 çocuğu ile Kayınvalidesi Ayşe Germeç (Üçdaş Köyünden İsmet Germeçin eşi) yaylaya gitmek için Harşıt Deresinden geçerken, TEK görevlilerinin sorumsuzca baraj kapaklarını açmaları sonucu sulara kapılarak boğulup, cesetlerinin 3 gün sonra ne halde bulunduğu, hala hafızalarımızda duruyor. İşte bu köprü olsaydı, belki bu olay yaşanmayacak, o insanlar da yaşayacaktı. TEAŞ, Barajlar ve Harşıt deresi olduğu sürece başka ocakların, başka hayatların sönmeyeceğini kimler garenti edebilir.
O halde bizler, o bölgenin insanları olarak el ele verirsek, en azından dedelerimizin bir asır önce yaptıkları köprüyü yaptırır, Tarihi Şadı Körüsü adınıda yaşatırız, diye düşünüyorum. Gelin, kimin ne imkanı varsa, Siyasi, Ekonomik, Maddi ve Manevi birleştirelim, işi organize edebilecek önder kişi veya kişiler belirleyerek, bölgemize ve insanımıza bir hizmet ve hayır işi yapalım...
Geçmiş yıllarda köprü için yaptığımız çalışmalar, İlgili kuruluşlara yapılan müracat ve alınan cevaplarla, çeşitli gazetelerde yayınlanan belgeleride sizlerle paylaşmak istiyorum. Selam ve Saygılarımla 15.10.2008
Kaynak: ENVER ARSLAN
|