|
Karadeniz in sarp kayalık dağlarından Düzce ve Adapazarının düz ovalarına kadar. Karadeniz in bir ucundan diğer ucuna binlerce insanın geçim kaynağıdır fındık. 1935 yılında Ankara da birinci Ulusal Fındık Kongresinden sora 1938 yılında kısa adı Fiskobirlik olan Fındık Tarım Satış Kooperatifi kurulmuş. Fiskobirlik fındık alımlarını arz talep dengeleri sağlanarak iç piyasada değerlendirilmesi ve Dünya piyasalarına ihracatını yapmak için üreticiden milli ürün statüsü ile alıp değerlendirmeye başlamış. Ekonomiye milyon dolarla ifade edilen katkısı ne hikmetse değerini korumasına yetmemiş, günümüzün yanlış politikaları yüzünden hem önem hem değer ve hem de itibar kaybına uğramıştır. Fındık Üretiminin Planlanması ve Fındık Dikim Alanlarının Belirlenmesi hakkındaki 2844 sayılı kanun bugüne değin uygulanmış olsaydı, arz fazlası ürün ortaya çıkmayacak, dolayısıyla fiyat ve Fiskobirlik tartışmaları da yaşanmayacak toprak mahsulleri ofiside fındık alımlarına başlamayacaktı.
Karadeniz fındığın ana vatanı ve Türkiye 1775 -1780 yıllardan beri bu ürünün üreticisi ve tek ihracatçısı konumundadır. Fındık kara denizin dağlarında ormanlarda bile kendi haline olabilen bir ürün türüdür. Bir ziraatçı gözüyle ilmini okumadığımızdan olsa gerek ki kaç çeşit olduğunu bilmeyiz. Yöre yöre kendimizce isimler vermişizdir. Ham fındık doğal kendi halinde yetişir hiçbir bakımı olmaz ve kimsede toplayıp satmaz zaten tüccar ve Fiskobirlikse hiç almaz. Palaz fındık ve şana yani badem fındık dediğimiz fındığı ise çerez olarak kullanırız. Sivri fındık diğer adı ile çakıl fındık ince ve kalın kabuklu olarak iki çeşit olup köylerde ordu fındığı da denir. Asıl makbul olanı ise yağlı fındık dediğimiz fındıktır ki en çok tercih edilenidir. Vatanı ise Giresun orak kabul edilir ve Giresun yöresinde yetişir. Dünya fındığının %80 i Türkiye de üretilmekte ve Türkiye dünya fındık üretiminin %70 75 ini karşılamaktadır. Dünya bu fındığın %80 ini çikolata, bisküvi, şekerleme, pasta, dondurma yapımında geri kalanını yağ ve çerez olarak kullanmaktadır.
Fındık Üretiminin Planlanması ve Fındık Dikim Alanlarının Belirlenmesi hakkındaki 2844 sayılı kanun bugüne değin uygulanmış olsaydı, arz fazlası ürün ortaya çıkmayacak, Ürün Rekoltesi de artmış olacaktı hatırlanacağı üzere. Fındık Alanlarının Tespitine Dair Bakanlar Kurulu Kararı.
Karar Sayısı: 2001/3267
Ekli Fındık Alanlarının Tespitine Dair Kararın yürürlüğe konulması, Tarım ve Köy işleri Bakanlığının 26.10.2001 tarihli ve 3940 sayılı yazısı üzerine, 2844 sayılı Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim alanlarının Belirlenmesi Hakkında Kanunun 2 ve 5 inci maddelerine göre, Bakanlar Kurulu nca 22.11.2001 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Fındık Alanlarının Tespitine Dair Kararının yürürlüğe konulması ile fındık üretimine izin verilen alanlarda dâhil olmak üzere yeni fındık dikimine müsaade edilmemekte ve yerine alternatif ürünler sunulmaktadır.
Bakanlar Kurulu kararına göre fındık üretimine izin verilen il ve ilçeler.
Artvin in Borçka ve Arhavi. Düzce Akçakoca, Cumayeri, Göl kaya, Çilimli, Gümüşova ve Yağlıca. Giresun Merkez ilçe ile Bulancak, Keşap, Tirebolu, Görele, Eynesil, Espiye, Dereli, Çanakçı, Güce, Doğankent, Yağlıdere ve Piraziz. Kastamonu Abana, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin ve İnebolu, Kocaeli Kandıra. Ordu nun bütün ilçeleri. Rize Ardeşen, Fındıklı ve Pazar ilçeleri. Sakarya, Kocaali, Karasu, Akyazı ve Hendek. Samsun, Çarşamba, Terme, Ayvacık ve Salıpazarı. Sinopun Merkez ilçesi ile Ayancık, Türkeli, Erfelek, Gerze ve Dikmen. Trabzon un bütün ilçeleri. Zonguldak Alaplı ve Ereğli. Bartın Merkez ile Amasra ve Kurucaşile ilçeleri. Sayılan il ve ilçelerde, 1 inci ve 2 nci sınıf tarım arazilerinde, % 6 dan daha az eğimli 3 üncü sınıf tarım arazilerinde ve rakım 750 metrenin üzerindeki tarım arazilerinde, yeniden fındık bahçesi tesis edilmesine ve yenilenmesine izin verilmeyecektir.
Doğankent in köylerinden olan köyümüzde yapılan zirai araştırmalara göre köylere gelen yetkililer fındığın yerine köylere alternatif ürün olarak, ceviz, çilek ve kiviyi öner misler ve yeni fındık dikim alanlarına müsaade etmemişlerdir. Türkiye de Alternatif Ürün Projesi`ni yürüten Dünya Bankası Tarım Reformu Uygulama Projesi uzmanları fındıkta söz konusu projelerin uygulanamamamsından Tarım ve Köy işleri Bakanlığını sorumlu tutmaktadırlar. Fındık üreticilerinin birçoğunun üretim alanı dışında yaşamaları, fındık üretimi için fazla zaman ayırmamaları, üretim alanlarının bir kısmının kadastro geçmeyen ormanlık alanlarla çevrili olması veya da orman aralarında olması nedeni ile bahçelerini kaybetme endişesi taşıması, alternatif ürünlerin fındık kadar gelir getirmeyeceği ve fındık gibi kolay pazarlanamayacağı görüş ve düşünesi ile alternatif ürünlere olumlu bakmamış ve bakmamaktadırlar.
Bugün Türkiye de halağa köylerde arazi alım satımları şahitler eşliğinde noter, köy muhtarları ve ihtiyar heyetleri tarafından yapılan senetler kullanılmakta ve köylere halağa Kadastro gelmemiş, ama gelmesi beklenmektedir. Köyümüz de bir orman köyü olduğuna göre Orman İşletme Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde görevli memurlarla bir araya gelerek çalışacak. Öncelikli olarak Anayasa daki hükümler dâhilinde, Orman Kanunları ve Kadastro Kanunlarındaki orman mülkiyetiyle ilgili hükümler dâhilinde, fındık kanunu, iskân kanunu vb. gibi konularda bilgi alış verişi sağlanmalı gerekirse toplantılar yapılmalıdır. Bu kapsamda yapılacaklara köy olarak ne gibi katkılar sağlaya bileceğimizi, kendimizde köy olarak ne tür bir çalışmanın içinde olmamız gerektiğini, kadastro çalışmalarında hangi aşamalarda ne gibi çalışmaların yapılması gerektiği enine ve boyuna ele alınmalı. Bu konuda köy adına ne yapılabileceği konusuna fikir yormalı gerekirse yetkililerden, bilgilendirme amaçlı toplantılar talep edilmelidir. Orman kadastrosunun ilk yapılmaya başlandığı 1937 yılından bugüne kadar birçok Orman Kanunu çıkmış ama köylere henüz kadastro yeni yeni gelmeye başlamıştır.
5304 sayılı kanunla değişik 3402 sayılı kanunun 1 ci Maddesi (Değişik: 22.2.2005 5304/1 md.) Bu Kanunun amacı, ülke koordinat sistemine göre memleketin kadastral veya topoğrafik kadastral haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukukî durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun öngördüğü tapu sicilini kurmak, mekânsal bilgi sisteminin alt yapısını oluşturmaktır.
1945 yılında çıkarılan 4785 sayılı kanunun 1ci Maddesi
Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte var olan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun gereğince devletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer.
6831 sayılı Orman Kanununun 2 maddesi Orman sayılan yerlerden,
A) Öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiç bir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler.
B) 31.12.1981 tarihinden önce bilim va fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden, tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları, Orman sınırları dışına çıkartılır. Orman sınırları dışına
Çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleş tikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır. Bu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir suretle daraltma yapılamaz. Bu madde hükümleri; muhafaza ormanı, milli park olarak ayrılan, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlarda ve 3 üncü madde ile orman rejimi içine alınan yerlerde bu niteliklerin devamı süresince, yanan orman sahalarında ise hiçbir şekilde uygulanmaz.
4342 sayılı mera kanunu 1ci Maddesi.
Daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır.
Buraya kadar yukarıda belirtilen kanunlardan bir takım alıntılar yaparak anlatmaya çalıştığım hususlar dâhilinde zilliyet hakkının tapulamada köylüye bırakılıp bırakılmadığını zilliyet hakkı gözetilip gözetilmeyeceği, tapulamaya dâhil olup olmayacağı, bu amaçla kurulacak komisyonda köyden veya heyetten muhtara bir yardımcının olması konusunu, köye ve köyün geleceğine katkı sağlamak için herkesin fikir üretmesi gerektiğini, köyde tapulama ve kadastro işlemleri başlamadan önce tapu kadastro kayıt işlemlerinin nasıl olacağını, tarla sınır ve sahiplerinin tespitinde, tapu senetlerinin çıkarılması aşamasında gerekli evrak ve prosedürün neler olacağı gibi konularda daha sonra oluşacak hak kayıplarını önlemek açısından, köye yakın olup, günlük gidip gele bilenlerin köy ihtiyar heyeti ile irtibat kurması ve biz gurbette olanları da gelişmeler hakkında bilgilendirmesini, hiç olmasa bu konuda olsun hep bir ve birlik olmayı bu konuya herkesin duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum. Yukarıda ki kanunlara bakıldığında köyümüzün pekte kurtulur yanının olmadığını bu güne kadar kaç defa köyün kalkması yönünde kararlar geldiğini eski büyüklerimiz bilirler. Dağ eteklerinde toprağı suyu, ormanı, bol yeşile komşu güzelliğini mevsimle yayan doğa harikası köyümüz ormana terk edilmesin. Bir olur birlik olursak daha güzel işler başaracağımızın bilincinde olup polemiğe meydan vermeden yarın daha rahat köyümüz diyebilmek için şimdiden herkesin duyarlı olmasını bekliyorum. Herkesi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
HALİL GÜVENDİ
|