| |
İlkokulu Okumadım. Okuma ve yazmayı kendi imkanlarımla öğrendim. Çatalağaç köyünden Hacıosman oğlu Durmuş güvendi ile evlendim. Çocuklarım (Türkan, Perihan, Emine, Kenan, Naciye, Muradiye, Ali Kemal ve Çiğdem) dir. Yıllar önce eşimin babası Tevfik GÜVENDİ nin bana anlattığına göre, Ekizo Mehmet in dört çocuğu varmış. Bu çocukların isimleri Halil, Hüseyin, İsmail, Hasan mış. Ekizo Halilin bildiğimiz tek çocuğu Tufan mış. Tufanın erkek çocuğu hiç olmamış 5 kız çocuğu olmuş. Bunlar, Fatma, Aslı, Emine, Gülhanım ve Nazlı. Ekizo İsmailin çocukları bugünkü Gambergil ailesidir. Ekizo Hasan ın çocukları Düzce de yaşamaktaymış. Ekizo Hasan ın çocuklarına Osman Kızının çocukları da denirmiş. Ekizoğ Hüseyin in iki erkek çocuğu varmış. Çocuklarının isimleri Akif ve Tevfik miş. Ekizo Hüseyinin oğlu Akifin dört çocuğu var bunlar Osman, Hacı Bekir, Fikri ve Emine. Tevfik ve Akifin bacanak olduklarını ve hanımlarının Kandaz kızları olduğunu duymuştum. Ekizo Hüseyinin oğlu Tevfik in iki çocuğu varmış. Bunlar Hacı Osman ve Mehmet. Hacı Osman ın hanımı Kara Hallo Mustafa nın kızı Telli, Mehmet in hanımı Derici Mustafa nın kızı Esmanın kızı Emine dir. Yani Derici Mustafanın torunu Emine dir. Hacı Osmanın dört çocuğu vardır. Bunlar Durmuş, Emine, Fadime ve Cevdet tir. Birinci Dünya Savaşını anlatacak olursam, kayın babam Tevfik Ağa derdi ki Ruslar köyü bastı. Biz köyden çıkarak Boynuyoğun üzerinden yaylalara geçtik. Çok zulüm çektik derdi. Kabaktepe bozgununda kendisnin orada olduğunu söylerdi. Kapaktepe de Türklerin çok zaiyat verdiğini anlatırdı.Başçatakçayır yaylası Masur obasında kuran okulu vardı. Çocuklarımız yazları burada okurlardı. Yine Çatakçayır yaylasında bazı evlerde öğrenci okuduğunu biliyorum. Bir de Pir Ali den bahsedeyim. Kaynatam Tevfik Ağa, Pir Alinin Pir Ali harmanının yanında yaşadığını, burada Pir Ali nin değirmeninin olduğundan bahsederdi. Çatakçayır yaylasında genelde Derindere Mahallesi ahalisinin durduğunu biliyorum. Çatakçayır da üç dört tane mezar var. İkisinin şehit, birinin Hacı Osman ın (Kayın Babamın) oğlu olduğunu söylerlerdi. Masur obasında genelde Orta Mahalleliler duruyor. Depealan yaylasında ise Sonagıranı ve Fırışlık mahallelilerin durduğunu biliyorum. Keltaş yaylasında ise Derindere mahallesinden üç dört hanenin durduğunu duymuştum. Aralıcak Yayasında Kaynatamın babası Tevfik ağa Şadılıların durduğunu söylerdi. Köyden göçenlere gelince, Akif Gilin Fikri nin Çocukları, Ömer oğulları (Bunların Düzce civarında yaşadığını tahmin ediyorum), Guşgözo Hasan Kandaz. Köyümüzde çeşitli geleneklerimiz vardır. Bunlardan bazılarını anlatayım. Mevlidler: Yemekler hazırlanır, köyülere söylenir, mevlid ve dualar okunurdu. Düğünler: Düğünlerde mevlidler gibi olurdu yalnız düğünlerde çalgı olurdu. Düğünler genelde cuma günü kız evinde kına ile başlar cumartesi günü erkek evinde devam ederdi. Cenazeler: Cenazelerde ölü defnedildikten sonra üç gün sal indirmeye gidilirdi. son gün yani üçüncü gün evde hazırlanan yemekler mezar üstüne götürülür köyülünün bir araya gelmesi ile mevlid şeklinde kuran okunduktan sonra yenirdi. Yağmur Duası: Kaynatam derdi ki güneş fazla olunc ayaş ağacın dalını kırmadan derenin içine bırak üstüne bir taşı ağırlık olarak bırakırsanız yağmur yağar derdi. Bunu bir sıcak havada, kahveyanda derenin kenarında bir yaykın ağacının dalını kesip suya ıslatarak gittim. Bir müddet sonra yağmur yağdını gördüm. Rüzgar çok olunca evin ilk çocuğu ibriğe su dordurup iple yüksek bir yerden asardı ayrıca küçük değirmen taşını da iple asardı. Böylelikle rüzgarın kesildiğine şahit olurduk. Yılbaşı: Kaynanam yılbaşını bozmak için yılbaşı sabahı eve ya bir çocuk getirdi ya da bir koyun getirirdi. Ben ise akşamdan kapının yanına asılı bir poşete para, ekmek, kuranı kerim ve bir şişe su koyup, sabah namazını kıldıktan sonra içeri alıyordum. Yılbaşı ile ilgili bir anımı anlatayım. Kaynanam ekmek hamurunu yoğurdu ve içine bir boncuk attı. Ocaklığı süpürüp ocaklığın altına orman gülü yaprağı döşedi ekmek hamurunu orman gülü yaprağının üstüne koydu sonra hamurun üstüne tekrar orman gülü yaprağı koydu. Onun üzerine ekmek sacını kapattı. Bir müddet sonra pişen ekmeği oradan alarak yemeğe başladık. Boncuk kimin ağzına gelirse o sene tarlaya ilk tohumu atardı. Yılbaşında evinize pahallıkla (Seni çekemeyen, nazarı dokunan...) gelen olursa o evin o seneki işi düzgün olmaz derlerdi. Hıdırellez: Kaynanam hıdırellez sabahı kalkar bir miktar mısır ve fasulye tanesi alır tarlaya iner evde kaç kişi varsa onlar adına birer tane ekerdi. Ramazanda ilk akşam kapıyı açarak ramazanın geldiğini belirten saygı ifadesi kullanılırdı. Ramazan ayının son gecesi ise iftarda su ile kapıya çıkarak suyu döküp güle güle ramazan birdaha gel denirdi. Mahallede fahri imamlara gelince Cedemen Ali Güvendi nin imamlık yaptığını biliyorum. Ziyaret yerlerine gelince Alan Evliyası, Topbaş ocağı, Boğazağaz evliyası, Nişanayanı evliyası olduğunu biliyorum. 31.01.2008 Anlatan: Ayşe GÜVENDİ (Halitkızı) Söyleşi: Seyit GÜVENDİ
Kaynak : |