|
1) Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız? 1948 yılında Şadı köyünde doğdum.
Babam İmamgilin Ali, Annem Pamuk İlkokulu Doğankent İlkokulunda okudum. Daha
sonra sınav kazanarak Samsun İli Lâdik ilçesi Akpınar İlköğretmen okulunda
okudum. Sınıf öğretmeni olarak Giresun ili Tirebolu ilçesinde öğretmenliğe
başladım. Açık öğretim fakültesini bitirdim. Giresun ili Tirebolu ilçesi
Çatalağaç köyü ilkokulunda görev yaptıktan sonra, Doğankent İlköğretim okuluna
atandım. 1997 yılında Doğankent ilköğretim okulunda çalışırken emekli oldum. Bu
görevim sırasında hemde TRT de yurt muhabiri, Anadolu Ajansı muhabirliği
görevlerinde bulundum. Evli ve 4 çocuk babasıyım. Çocuklarım Nurgül, Erol Naci,
Sema, Nurten dir.
2) Soyunuz hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
Yakınlarımdan ve çevremden
duyduklarımı anlatabilirim. Bu konuda henüz bir yazılı kaynağa ulaşmış değiliz.
Bizimle ilgili kaynakların köyde amcamlarda olduğu, ancak çıkan yangın sonucu
yok olduğunu duydum. Köyümüzden Seyit Yahya beyin oğlu Merhum Necati Güvendi den
(avukat) duyduklarımı aktarıyorum. 1461 Trabzon un Fethinden sonra dedelerimiz
Karadeniz bölgesinin Türkleştirilmesi sırasında memur olarak Trabzon a
gönderilmişler. Trabzon da kolera hastalığı (köy tabiriyle Davun) nedeni ile bu
hastalığın mikrobunun bulaşamayacağı yüksek orman havası olan ve ulaşımı kolay
bir yer aramışlar kendilerine. Bu yerleşim yerini de zamanla Kürtün-i ziir (Harşit)
yöresinde Harşit e bağlı bu günkü Çatalağaç (Şadı) ismi ile ilk Türk köyü olarak
kurmuşlar. Bu Türk köyü Şadı köyünde Pirdelli Mahallesinde kendi adları ile
anılan yerde kurulmuştur. Zaten lakapları da Pirdel oğulları olarak
bilinmektedir. Bu kişilerin mahiyetindeki kişilerden bir kısmı Harşit Dandı
köyüne ait deregözü mevkiine de Türk köyü oluşturmuşlar. İlk arazi kayıtlarında
deregözünde Pirdel oğllarının ismi geçer. İlk köye gelenleri hatırlayamamakla
beraber bildiklerim İbrahim oğlu Mustafa, Mustafa nın oğlu Molla Salih, oğlu
Molla Mustafa, Molla Mustafanın oğlu İmam Mehmet, Mehmetin oğlu Ali, Ali nin
oğlu ise benim. Birde kız kardeşim var emine.
Babam askerlik görevi sırasında (seyyar Jandarma) görev yerinde çadırda
arkadaşlarıyla beraber öldükleri bilinmektedir. Mevsim kış olduğu için soğuktan
öldüğü tahmin edilmektedir.
Net bir bilgi yok. Mezarı Van askeri hastanesinin yakınındaki askeri
mezarlıktadır.
Babamın kardeşi Mustafa ise Bolu ilinde ikamet etmekte iken vefat etmiştir.
Amcam Mustafa nın çocukları vardır. Mehmet, Hasan Emriye. Çocukları o yörelerde
yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu arada bizim soyumuzdan Pirdeler veya Pirdel
oğulları olarak Kocaeli ile Bolu arasındaki yaklaşık olarak mübala olmamakla
birlikte iki bin civarında nüfusu oldukları tahmin edilmektedir.
Mesela Düzce yöresinde bildiğim haneler.
1) Niyazi Pirdallar.
2) Ahmet Meral (Pirdallar)
3) Mehmet Pirdal
4) Mustafa Pirdal (Amcam)
5) Mustafa Pirdal
Not: Ahmet Pirdal Soy isim karışıklığını önlemek için soyadını Meral olarak
değiştirmiştir.
Akyazı yöresinde bildiğim haneler
1) Ali Pirdal
2) Mehmet Pirdal
3) İbrahim Pirdal
İzmit yöresinde bildiğim haneler
1) Mehmet Pirdal ve Çevresi.
Bolu yöresinde bildiğim haneler.
1) Niyazi Pirdal ve çevresi.
2) Mehmet Pirdal ( Ege üniversitesinde Hoca iken vefat etti.)
3) Ruhi Kurnaz (Ankara belediyesinde yetkili olarak çalıştığını biliyorum)
3) Köyden bildiğin göçen soyları anlatır mısın?
1) Hekim oğulları (Bolu yöresi)
2) Kandemir oğulları (Bolu yöresi)
3) Güden oğulları (İzmit)
4) Gazi oğulları-Pirdelliler (Bolu yöresi)
5) Cin Ali oğulları (Bolu yöresi)
6) Hasan onbaşı oğulları (İzmit)
7) Temel oğulları (Samsun)
8) Salih oğulları-Pirdelliler (Konya)
9) Kabak oğulları (Ordu)
10) Kürt oğlu Mehmetin torunları (Bolu- İzmit- İstanbul- Samsun- Giresun-
Ordu-Trabzon yörelerine gittiklerini duymuştum. Bu soyların Ören Mahallesinden
göçenler olarak 80 hane oldukları söylenmektedir.
11) Çalık oğulları (Bolu- Düzce)
12) Garaşallar (Ordu- Samsun- İzmit)
13) Trabzon yöresindeki Pirdeller Molla Salih oğlu olarak bilinmekte olunup,
onlardan tanıdık, bildik yok.
4) Köyün genel ekonomik durumu hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
Birinci dünya savaşından önce köyün hane sayısı 600–700 civarında olduğu geçim
kaynakları Memurluk tarım az olarak biliniyor. Köyde medreselerin olduğu,
yerinin ise bu günkü dedem Molla Salih in evinin bulunduğu yerin kenarında.
Burada okuyan öğrenciler mezun olunca İstanbul a Üniversiteye gittiğini duydum.
Köyde ticaretle uğraşanlar ise Doğu ile Batı arasında ipek yolu ticareti ile
uğraştığını duydum.
Şadı köyündeki medreselerde yetişen öğrencilerin başarısı ile ilgili bir örnek
vermek gerekirse Gavgacı zadelerden Hafız Seyit Yahya ile Ağabeyi Karakulak
Mustafa 1908–1912 yılları arasında İstanbul Hukuk Fakültesinde okurken karakulak
Mustafa hocasına şöyle der. Şu İstanbul da bulunan hocalardan, bana bilmediğimi
öğretecek biri var mı der.
Hocası şöyle der. Elin dediğini de, bir ekmek al sende ye der ve öğrencisini
aydınlatır. Oğlum senin bilgin çok fazla yalnız belge gerekir. O da cevaben
şöyle der. Ben buraya aç olduğum için gelmedim, bilmediğimi öğrenmek için geldim
der. Bu güne geldiğimizde Şadı köylüleri olarak eğitim seviyemiz Giresun ilinin
yerleşim birimleri içinde en yüksek seviyede olan yerlerden biridir. Halkın %70
inin üzeri memurdur. Köyün okuma yazma oranı eğitim olarak %99 dur.
Şadı köyü sınırları içinde maden olarak zengin yataklar mevcuttur. Bunlar
(bakır, çinko, kurşun vb.) ayrıca Dünyaca meşhur olan 5 km lik sahada granit
yatakları bulunmaktadır. Belli yerlerde ise mermer yatakları bulunmakta olduğu
söylenmektedir. Bitki örtüsü bakımından göz dolduracak kayın ağacı, kızılağaç,
meşe, orman gülü, karaağaç, kestane, yaban yemişi (Taflan) ile kaplı orman alanı
bulunmaktadır.
Temiz su kaynaklarımız mevcuttur. Derindere deresi ve Erik deresinde ( Köy adı
ile Değirmen deresi) eşi benzeri bulunmayan Şelaleler mevcuttur. Turizme
açılabilmesi için devlet desteğine ihtiyaç vardır. Köy imkânlarıyla bu
şelalelere ulaşım için yol yapımı mümkün değildir. Bu derelerde kırmızı benekli
dağalası dediğimiz alabalık türü vardır.
Köye fındığın gelişi ile ilgili bir bilgi bilmemekle beraber bu gün bildiğimiz
tasıldar Mehmet ve Ali Rıza Efendinin bahçeleri olduğunu, bununla beraber
dedemlerinde fındığı olduğunu biliyorum. İlerisinin nereye kadar vardığını
bilemiyorum.
Bizim köy ipek yolu üzerinde olduğu için, dünyadaki bütün yeniliklerden anında
haberdar olan bir yerleşim yeridir.
5) Köyün göç durumu hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
Büyüklerimden duyduğumu sizlerle paylaşıyorum. Köy ipek yolu üzerinde olduğundan
halkın büyük bölümü İstanbul- İzmit- Bolu yörelerine yerleştiği bilinmektedir.
Bunun sebebi ise İstanbuldaki yüksek okullardan yaralanmaktır. İpek yolu
vasıtası ile Doğu- Batı arasında ticaret yaparlar. Zaman içinde köyden
Zonguldak, Rusya ve çevresinde iş bulup çalışmak için gidenler mevcut olup,
bunlardan gelmeyip kalanlarda olduğu söylenmektedir. Köyümüzde devamlı kalanlar
geçmişteki sıtma hastalığının etkilerinden zarar görmemek için temiz havayı
seçmeleri etkili olmuştur. Ayrıca temiz su içmek, sağlıklı kalmak uğruna
Çatakçayır, Masur, Depealan, Aralıcak, Başçatakçayır, Keltaş yaylalarında yaz
aylarında kaldıkları bilinmektedir.
6) Birinci Dünya Savaşı ve Şadılılar hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
1915–1916 yılları arasında Ruslar köyü 1. defa işgal etmişler. Keltaş yaylasına
karargâh kurduklarını duydum. Amaçları Harşıt çayını sınır kabul edip, Tirebolu-
Gümüşhane arasının güvenliğini sağlamak. Bu nedenle köydeki mahallelerin her
tarafında istigam kazmışlardır. Görele den bizim köye dağdan araba yolu gibi
geniş taş döşeme yol yapmışlardır. Yaptıkları orijinal yol hala sapa sağlam
durmaktadır. Hatta ağaçlara çaktıkları telefon demirleri yakına kadar
durmaktaydı.
Rusların gelişi sırasında içinde bulunan Ermeniler, köy halkına çok eziyet
ettiğini ve birçoğunun Köse gölü denen yerde çoluk çocuk demeden Harşıt çayına
atıldığını duydum. Bununla beraber Erik deresinin Harşıt çayına birleştiği yerde
de katliam yaptıklarını duydum. Bu olaylarda Harşıt çayını geçebilenler batıya
doğru akıp gitmişlerdir. Bu gidenlerden bu güne kadar sağlıklı bir bilgi
alınamamıştır. Sebebine gelince Balkan savaşı, Yemen savaşı ve 93 harbinde köyün
ağır zayet vermesi, geride kalanların ise kadın ve çocuklardan oluştuğu için,
geriyle irtibat kurma imkânları olmadığını Tahmin ediyoruz. Bunların torunları
bu gün Giresun- Ordu- Samsun- Bolu – Düzce- Zonguldak- İstanbul civarlarına
yerleştiği tahmin edilmektedir.
Günümüzde bu kişilerin torunları zaman, zaman birbirlerinden duydukları
bilgilere dayanarak Ata yurdu olan buraları, yani beni arayıp bulmaktadırlar.
Yine beni aramaları gerekirse site aracılığı ile bana ulaşma imkânları vardır.
Beni arayanlara mesajım şu; Ben Molla Salihin Yani Şadı daki Pirdellerin bir
ferdiyim. Şöyle diyebilirsiniz Molla Salihin torunu Ali Hoca olarak
arayabilirsiniz.
İkinci sefer Ruslar geldiği zaman 1917 yılı başlarıdır. Köyde köy halkından pek
insan olmadığından köydeki tarihi eser niteliğindeki evleri, cami, medreseleri,
değirmenler ile mezarlıklar yakılıp yıkılmış, tahrip edilmiş. Ormanlık
alanlarıda yakmış olduklarını duymuştum.
Ayrıca köy halkının Şadı köprüsü adı ile bilinen Harşıt çayı üzerindeki tarihi
kemer köprüde bu savaşta bilinmeyen kişilerce bombalanarak tahrip edilmiştir. Bu
köprünün diğer kalan kısmı 1990 yıllarda yol yapım çalışmaları sırasında
yıkılarak yok edilmiştir.
7) Yaylaya giderken yoldaki çeşmeler ve döşeme taşından bahseder misiniz?
Bu yolun taş döşeme yapımı köyümüz halkından zamana göre ekonomik durumu iyi
olan Maviş adında bir bayan tarafından dört yılda yapılarak hizmete sunulmuştur.
Yayla yolundaki pınarlardan Piriçlik çeşmesi, Çeğellioluk çesmesi ve olukayağı
çeşmesi kemerli ve çanaklı olarak Osmanlı mimarisini yansıtan biçimde Şadı halkı
yaparak hizmete sunmuş olup, hala kalıntıları durmaktadır. Defineciler altın
umuduyla tahrip etmişlerdir.
8) Köyde Tarihi eserler hakkında bilgi verir misiniz?
Köyde tarihi eser niteliğinde olan birçok eseri Ruslar tahrip etmişlerdir.
Geride kalanları da define avcıları yok etmiştir. Yalnız bunlardan mezarlıkta
bulunan dedemden kalan bir takım mezar taşı, Molla Salihin torunlarından medrese
hocası olan birinin adına mezarına konulmak üzere İstanbul da yaptırılarak
getirtilmiş. Sağlıklı olarak durmaktadır.
9) Yaylada Mezarlıklar hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
Depealan ortaoba başındaki mezarlıkta ilk yatan molla Salihin oğullarından Piri
velet ve Nişanlısı Zedef. İlk bunlar bırakılmış ve böylece mezarlık oluşmuş. Bu
mezarlığın üstünde istigam vardır. Bu istigamda birinci dünya savaşında Topal
Osman ağan askerleri bulunuyormuş. Bu savaşta çetin kış şartlarında savaşırken
ölen askerlerimizde bu mezarlığa bırakılmıştır. Daha sonra Şadılılardan yaylada
ölenlerde bu mezarlığa bırakılmıştır.
10) Birinci Dünya Savaşında Şehit-Gazi- Esirlerimiz hakkında neler biliyorsunuz?
Birinci dünya savaşına gelene kadar 93 harbi, Balkan savaşları, Yemen savaşı,
Trablusgarp savaşlarında çok insanımız katılmış geri dönmemiştir. Bunların bir
tamamının şehit olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak bunlardan bildiğim birkaç
kişinin ismini söyleyebilirim.
1) Mehmet Vehbi Efendinin oğlu Aburrahman (Gavgacıgilden) Yemene gidip
dönmediğini duydum.
2) Gandazo Galip kurtuluş savaşına katıldığını ve gelmediğini, sonra
taraflarının maddi olarak ödüllendirildiğini duydum.
Bunların dışında geri gelmeyenlerimizin hepsi isimsiz kahramanlardır.
Bu savaşlarda esir düşen insanlarımız
1) Alagözo Ali Pirdal
2) Abdullo Mehmet Pirdal
3) Calaco Hasbi Pirdal
4) Doma Şaban Pir
5) Mahmut Pir
6) Garaşallardan bir kişi ismini hatırlayamadım.
7) Hasan Çavuş Pirdeloğlu
8) Gazio Ahmet Pirdal
9) Derici Mustafa
10) Bozo Mecit Babayiğit
11) Cin Aligil den üç kişi ( Bunlar Pirdelli ama Şu an isimleri aklıma gelmiyor)
Birde gazilerimiz var
1) Bekteşo Recep Günçaldı
2) Garahallo Mustafa Şeremet
Bildiklerimden aklıma gelenler, hatırlayabildiklerim bunlar. Yayarlı
olabilmişsem mutluyum. Sağlıcakla kalın.
Bende kendim ve catalagac.com sitesi adına sizlere teşekkür ederim. 05.02.2008
Anlatan: Ali Pirdal
Emekli Öğretmen
Çatalağaç Köyü. Doğankent/Giresun
Tel: 0535 440 60 93
Röportaj: Seyit Güvendi
Emekli Öğretmen
|