|
Biografi:
Rahmetli Anam bana Orak ayının 16.sında Yaylada oldun, Talipgilin Hanım ile aranızda bir hafta var derdi. Yıl olarak hala ihtilaf var. Bazılarına göre 957-Bana göre 958 ikiside fark etmez, beni görenlere soruyorum: Kaç gösteriyorum diye: Abi 40–43 arası varsın diyorlar. Benim kızlarım ve eşim böyle diyenlere hemen müdahale ediyor, şöyleki: Yok siz yanlış söylediniz gerçek şu diye.
O zamanlar çoçukların yaşı askerlik nedeniyle biraz küçük yazdırılırmış, Rahmetli Babam da biraz küçük yazdırmış olabilir.
Adı Soyadı: Ali Güvendi
İkinci Adı : (İhsan )
Anası: İmam Mehmet kızı, HANIMCA
Babası: Tahsildar Mehmet Efendinin oğlu, FİKRİ
Mesleği: Endüstri Mühendisi ( Çukurova Üniv.)
Yabacı Dili: İngilizce ( American Language Institute-Toledo, OHIO )
Benim ve bir büyük abim Ali İhsan’ın isimleri hatalı yazdırılmış. O zaman muhtar Rahmetli Hocanınoğlu Mehmet enişteymiş. Şöyle yapmışlar: Benim ismim ile Abimin ismini toplamışlar Ali İhsan olarak bir büyük abime vermişler, Abimin ismini de bana Ali olarak vermişler. Aynı durum amcamın oğulları Mustafa Tahsin ile Mustafa arasında da vardır.
Beni ilkokula kayıt etmişler, belki birhafta falan okula gittik tam hatırlamıyorum. Daha sonra öğrendim ki o sene okul tatil olmuş. O seneye Bülbül senesi derler.
O sene Osmangilin dış odasında Rahmetli Babam kuran kusu hocası idi ve bende orada okudum, Hatim etmişim, 7-yaşındaymışım ve orada benden büyük talebelerde vardı. Hiç unutmam Osmangilin mazusunun yanında Babam tüm talebeleri arka tarafına aldı birinin elinde bir Hatim bayrağı vardı ve bu halde Hatim duası okuyarak: Vedduha Velleyli İza Sacaaa deyince tüm talebe AAMİN diyerek dua bitene kadar bu böyle devam etti. Bayrak açıldı ve talebe olan herkesin evine gidildi, yemekler yendi.
İSMET HATUNU ÇEKMİŞ
Mevsim kıştı, yine bir gün Osmangilin dış odasında ders yapıyoruz, bir gürültü koptu. Hemen dışarı çıktık baktık: Calacoğo Hasan dayının hanımı Gadun yengem elinde bir sopa bağırarak Osmangilin kapısına vuruyor. Bağırarak: Kapıyı açın, Anasının Babasının…bilmem yaptıklarım..feryat figan ortalık tozduman. Gadun bibim içerde kapıyı açmıyor. Diyorki: Gadun sen git sonra konuşuruz. Dedilerki: İsmet, Hatunu Ham armuttaki çeşmenin kapısından çekmiş, yanında Kandaz Hüseyin de varmış , daha sonraki günlerde Osmangili Jandarma bastı İsmet’i aradılar bulamadılar vs. Uzun işlerden sonra İsmet, Hatun’u aldı..
Daha sonra iki kez Hatim ettim ve Tecvit okudum. Birincisi Üstün zekâ Dahi insan Rahmetli Hacı Mehmet Güvendi’de Hatim ettim ve Tecvit okudum. O bizleri çok sever ve değer verirdi. Bunun tek nedeni Anam ile teyze çocukları oldukları için değildi. O bence bizi Alim sınıfına koyarak yakınlık gösteriyordu. ( Not: Sene 988’de Dr. Abimle TOFEL sınavına Detroit’e gittik. Gelirken yol boyunca Abim Dahi insan Hacı Mehmet’ten bahsetti, O da O’nun dahi olduğunu biliyordu.)
Son Hatim’i Depealan’da Rahmetli Babam’ın hocalığında okudum. O sene Yasin suresini Babam bize ezberletiyordu, ön sayfasını ezberledik ve bu bize zor geldi okuldan, Amcamların Tahsin( şimdiki İmam olan Mustafa), Nomangilin Halil( Hüseyin olan ) ve ben köye kaçtık. Anam ( herzamana olduğu gibi )benden yana taraf çıktı ve biz Yasin sursini ezberden kurtulduk.( Aslında Anam bunlar daha küçük sonrada öğrenirler şeklinde olayı değerlediriyordu). Bu konuda aslında Babam haklıydı.
Tekrar İlkokula dönelim,
Bülbül senesinden sonra ilkokula başaladık. İsmet Güvendi( Akifgilin İsmet) hocamızdı, O’nun öğretmenliği ile beş mezunu oldum. O zaman beşinci sınıfta Olgunluk veya Bitirme sınavları vardı. Orta mahalleden, Calacıgilin İhsan, Hacıgilin Mustafa, Nomangilin Halil( Hüseyin ), Cemilegilin Hatun, Ahmetgilin Gadun, Zekiyegilin Ali ve Ben( Banada Tahsildargilin İhsan derlerdi), Sonagıranın dan Mahmutgilin Mehmet ve Fırışlık tan Talipgilin Hanım. Gelelim Derin dereye, Tintingilin Ali, Hasangilin Hasan, Raşitgilin Mustafa, Gambergilin Necatiler ile birlikte mezun olduk. Bu saydıklarımdan başka arkadaş var ise, hatırlayamadığım için özür dilerim.969 Senesi Mayıs ayında İlk Okul Mezunu, Pekiyi derece ile olduk. Çok sevinmiş ve mutlu olmuştum. Elimde ilk kez Matbuu bir belge ve mühürü de vardı. Böyle birşey çok önemliydi.
Daha sonra Orta Okulu Erzurum, Tirebolu ve Doğankent ‘den mezun oldum. Babamlar yanımızda kalsın diye beni bir sene Liseye vermediler. Ertesi yıl Dr. Abim beni Trabzon Lisesine paralı yatılı olarak Ali İhsan abimin yanına kayıt yaptırdı. Mayıs 977 senesinde Trabzon Lisesi Fen bölümünden mezun oldum. O sene bir talihsizlik nedeniyle yüksek puan alamadım. Öğretmen olabilecek puanım vardı, hatta Rahmetli Anam bana Oğlum Öğretmen ol diye çok yalvardı. Ancak hem nasip değilmiş, hemde gitmek istemedim. O sene kendi kendime ders notlarıma çalışarak Endüstri Müh. Kazandım.982 senesinde mezun oldum.
Askerliğimi kısa dönem Balıkesir de yaptım. Daha sonra Istanbula gittim. Not: Harşitde Miktat Dede vardı, (ben Lüleburgaz’a gelince de onunla yolumuz kesişti bize çok yakın bir Çimento sanayiinde çalışıyordu, arasıra bizim fabrikaya gelir sohbet ederdik, ancak çok talihsiz bir hastalık neticesinde onu kaybettik) Onunla Harşitte buluştukça sohbet ederdik, nedense bana değer verirdi, birgün dediki: Bak Ali, benim akıl verdiğim beşmezunu Ormancı oldu, ancak ben birşey olamadım. Büyük yere git buralarda kalma. Şuanki sonuca göre; Anam mı, Miktat mı ben mi haklıyım diye sorguluyorum, sonuç: Bence Anam haklıydı. Öğretmen olup, memelekette kalacaktım.
Ben zaten ozamanlar Kemençe çalmaya başlamıştım, hem öğretmen olmuş olacaktım hemde Kemençeyi bırakmayacaktım. Eğer öyle olsaydı, şimdide arasıra çalıyorum ama Seyit hoca sen benim nasıl çaldığımı iyi bilirsin şuan müthiş bir Kemençe uzmanıydım.
DELİ KATIR
Tahminim sene 967–968 yazıydı, 9–10 yaşlarında olabilirim ve yayladaydık, her sabah olduğu gibi o sabahta inekleri otlamaları için alçağa kovuyorduk ki bu sırada obadan geri gel diye bana seslendiler ve geri eve geldim. Bugün inip-çıkmaya köye gideceksin dediler. O zaman Talip kızı Emine yenge bizde gelin idi. Rahmetli Nomano Mustafa dayı ile gideceksin ve Katır’ı da götüreceksin dediler. Ben Katır’ı nasıl yularından çekeceğim dedim. Bunun üzerine Mustafa dayı, bizim Deli Katır’ın yularını kendi katırının arkasına bağladı ve bana bir deynek verdiler. Katıra yanaşma, ancak gitmezse arkadan sopa ile vurursun dediler. Pek bir problem olmadan öğlene doğru köye indik.
Tabii ben yayladan köye gelmişim, herşey bana farklı gözüküyor Anamı, Emine yengemi kucakladım, sağa sola daldım ne var ne yok çocukluk güzellikleri ne varsa....
Kemal abim yükleri hazırladı, ancak bu Katır’ın bunları taşıyacağından kimse emin değil. Rahmetli Nomano Mustafa dayı ile haberleşildi ve ogün tekrar birlikte yaylaya gitmek üzere yola çıktık.
Ben Katır’ı çekiyorum arkada Kemal abim elinde hatırı sayılır bir değnek olduğu halde biz yola çıktık. Piçinçitini aştık, kayadibine aşağı inerken o taş merdivenlerde dahi Katır kıç atıyor. Bu şekilde enaz iki kez paltun kesti, Yanaşmakta mümkün değil, zar-zor Kemal abim paltunu bağladı. Harşit deresi üzerindeki köprüden geçtik, Rahmetli Mustafa dayı bizim katır’ın yükünün bir kısmını kendi hayvanına yükledi, ancak Katır yine gitmiyor. Kavrazlıgil’e çıktık, ancak geç oldu. Biraz daha yük transferi yapıldı ve Gölcüveze çıktık birmiktarda orada transfer yapıldı bu şekilde bizim Katır’ın yükünü Mustafa dayı kendi Katır’ına alarak bayağı hafifletti. Ancak bizimkisi yine yürümüyor.
Çayırlıoluk başında çağmanların altına yukarı çıkıyoruz, nasıl olduysa herhalde Kemal abim biran Katır’a fazla yakındı Katır bir tekme attı, kaval kemiğine vurmuş olacakki Abim yerde kıvrandı. O acı ile tabancaya sarıldı, Katırı vuracaktı, Rahmetli Mustafa dayı onu kucakladı engelledi (Not: Kemal abimde yeğeni olduğundan ve Mustafa dayı saygın ve Babacan biri olduğundan olacakki Abim onun kucağında yere oturdu, yoksa Abim Katırı kesin vururdu), yapma yeğenim dedi.
Mustafa dayı hemen tabakasında tütün çıkardı, biryerden bir yamalık buldu onu yaktı ve tütün ile yanmış yamalığı Kemal abimin bacağına sardı. Çağmanların altında epey kaldık. Hava karardı, zir zir çiseliyor herhalde ıslanıyoruz, o teferruatları hatırlamıyorum. Öylece gittik, orta Obabaşına doğru varırken çıra yakmışlar, Talip kızı Emine yenge önümüze geldiler, yanında kim vardı hatırlayamıyorum. Eve vardık yükü indirdiler, Katırı bir yere bağladılar. Ertesigün Kemal abin Babama dediki: Bu Katırı sattın sattın, satmazsan vururum dedi. O gidiş Rahmetli Babam, Rahmetli amcama yazdırmış vs. Katırı Galisar pazarında satmışlar.
15.08.2008
Hazırlayan: Ali GÜVENDİ
|